<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>AKHENATON SEYİR DEFTERİ</title>
	<atom:link href="http://akhenaton.blogsayfasi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com</link>
	<description>Blog Sayfama Hoşgeldiniz...</description>
	<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 07:41:51 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Felsefenin Fakirliği</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/felsefenin-fakirligi/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/felsefenin-fakirligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 07:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/felsefenin-fakirligi/</guid>
		<description><![CDATA[           Yıldızlara baktığımız için mi insanız yoksa insan olduğumuz için mi bakarız? Bu cümle Yıldız Tozu filminin giriş repliğidir. Fantastik bir filmde geçen bu cümle aslında insanoğlunun geçmişiyle ilgili tüm sırları vermektedir aslında.
           Modern dünyanın iki kutbu bulunur, bunlar din ve bilimdir. Mevcut tarih anlayışı içerisinde bilim eski Yunanda ve bir ara Araplarda var olmuştur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman">           Yıldızlara baktığımız için mi insanız yoksa insan olduğumuz için mi bakarız? Bu cümle Yıldız Tozu filminin giriş repliğidir. Fantastik bir filmde geçen bu cümle aslında insanoğlunun geçmişiyle ilgili tüm sırları vermektedir aslında.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">           Modern dünyanın iki kutbu bulunur, bunlar din ve bilimdir. Mevcut tarih anlayışı içerisinde bilim eski Yunanda ve bir ara Araplarda var olmuştur. Sonrasında ise özellikle sanayi toplumu ile din ise eski toplumlardan beri varolmuştur.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">          Russell bilim ve uygarlığı klasik batı anlayışı içerisinde yorumladığı için ilk bilimi Yunan ve Arap düşünce sisteminde görür ve günümüz pozitivizmin kaynağı olarak yorumlar. Bir başka deyişle Yunan öncesi eski çağ kültürlerini din eksenli düşünce sistemi olarak yorumlar. Ona göre din bilimden önce çıkmıştır. Russell bütün düşünce sistemini pozitivist yöntemle egemen din arasındaki çelişki üzerine oturtur. Düşünceleriyle ilgili kökene doğru yaptığı araştırmayı kökenden günümüze getirmiş olsaydı bu düşünceye asla sahip olmazdı. Çıkarsamaları çok farklı olurdu. Batı Felsefe tarihi gibi bir kitapta bile tüm düşünceleri ön yargı süzgecinden geçirmiş ve yaşanan gerçekle bağdaşmayan bir tasvir ortaya koymuştur. Bilimin ve dinlerin başlangıcı tarih sahnesinde bellidir. Batı tipi düşünce sistemlerinde eski çağ kültürlerinin tamamı din egemenliği altında ve bilimden yoksun olarak değerlendirilir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">         Bütün batı tipi düşünce sistemlerinde pozitivist yöntemle egemen din arasındaki çelişki üzerine oturtulmuş bir dünya vardır artık. Tüm düşünceler bu kalıplar üzerine inşa edilmiştir. Russell’in kökten bu güne gelerek inceleme yapması çıkarsamalarını değiştirecek olmasına karşın bilimin karşısında tabi ki Hıristiyanlık  büyük bir engeldir, fakat Hıristiyanlık Russell’in aksine onun düşündüğünün aksine eskiden beri var olan bir kültürün evrimleşmiş hali değil bir önceki kültün bir doz daha ket vurulmuş halidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">        Eski kültürlerde rahipler evren ve zamanla ilgili ampirik incelemeleri sonucunda oldukça önemli bir saygınlığa sahiptirler ve iktidarın diğer ortağı konumundadırlar. Gözleme ve araştırmaya dayalı, batı tipi düşünce sisteminin bugün yeni ulaşabildiği bilgilere sahiptirler. Ve bu bilgi onlara ayrıcalık sağlamıştır.Bu ayrıcalıklı sınıfı koruma çabası süreç içerisinde bilginin ökült hale getirilmesine ve inisiye olmayanlara verilmemesi uygulamasını beraberinde getirmiştir. Kitlelere sunulma hali ise ökült hale getirilen bilginin ritüellere bezenmiş şeklidir. Buna da Din adı verilmiştir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">       Materyalist çözümlemenin bile tarih sahnesinde yapmış olduğu en büyük hatalardan biride budur. Eski zaman insanının ayrıcalığını sınıf mücadelesi olarak görmüş ve tarihsel hata üzerine sistemini inşa etmiştir. Eski zaman insanında, toplumlar tarafından büyük saygı duyulan ökült bilgi sahibi rahibi yönetici ve yönetilen olarak yorumlamak, materyalist düşüncenin tüm bilgilerini ona karşı çıktığı düşünceden alması insanı dehşete düşürür. Toplumsal yapının gelişmesi, nüfus artışları ve rantın büyümesi ve din ve devlet kurumları arasındaki bu mücadeleler ökült rahiplerin felsefelerinde değişikliğe neden olmuştur. Din kurumu içerisinde çalışanlar sürekli perdelemeleri bir adım öne taşırlar. Russell ve Marksist felsefecilerin tarihi yanılgıları da burada başlar. Dolayısıyla batı bilimi ve Russell defalarca şifrelenmiş kozmik bilgilerle karşılaşmışlar ve işin içinden çıkamamışlardır. Bunca şifrelemelerin ardından basit din adamlarının bile içerisinden çıkamadıkları gibi paradoks ortaya çıkmıştır.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/felsefenin-fakirligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İbrani Masalları</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/ibrani-masallari/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/ibrani-masallari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2008 08:24:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/ibrani-masallari/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu zamanı hep ileri doğru yaşamasına karşın düşünce ve inanç köklerini hep geriden yaşar..İlerlemeler,buluşlar, bilim ve teknik asla geriden alınan mitlerin değişmesin-
de etkili olamamışlardır.Çağdaş Mitlerin beklide en önemlisi Mısır ve İbrani tarihi üzerine yazılmış olan onlarca yazı ve soy oluşturma endişeleri ile yazılmış olan bir tarihtir.
1947 yılında Kurmanda bulunan ölü deniz parşömenleri gerçek tarihle asla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman">İnsanoğlu zamanı hep ileri doğru yaşamasına karşın düşünce ve inanç köklerini hep geriden yaşar..İlerlemeler,buluşlar, bilim ve teknik asla geriden alınan mitlerin değişmesin-<br />
de etkili olamamışlardır.</font><font face="Times New Roman">Çağdaş Mitlerin beklide en önemlisi Mısır ve İbrani tarihi üzerine yazılmış olan onlarca yazı ve soy oluşturma endişeleri ile yazılmış olan bir tarihtir.</p>
<p>1947 yılında Kurmanda bulunan ölü deniz parşömenleri gerçek tarihle asla uyuşmayan mit şeklindeki hikayeler temelinden sarsılmış durumdadır.Eski ahitte yer alan İbrani tarihi kutsal kitaplardaki gibi olmayıp anlatılanların sadece bir hikaye olduğunu bugün bütün çevreler artık kabul etmek zorunda kalmışlardır.</p>
<p></font><font face="Times New Roman">     İbranilerin Mısırda yerleşik varlıklarıyla ilgili olarak eski çağ tarihçilerinin elinde hiçbir sağlam kanıt bulunmaz.Yaratılan tarih sadece Eski ahit baz alınarak yazılan tarihtir ve asla gerçeğe uymaz.Eski çağın en önemli tarihçisi olan Menethonun kronolojisi ile İbranilerin ve eski ahitte bulunan İbrani tarihi arasında oldukça büyük çelişkiler yatar.Tarihçi menethonun üstüne birde, torino papürüsü,Palermo taşı ve diğer arkeolojik bulgularda eklendiği zaman İbrani tarihi işin içinden çıkılmaz bir boyut alır.Mısır hanedanları konusunda elimize ulaşan en önemli belge papirüs ve yazıtların haricinde menethon un mısır tarihi adlı yapıtıdır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Menethon, mısır doğumlu yüksek dereceli bir rahiptir ve mısır tarihiyle ilgili olarak her şeyi yazılı hale getirmiştir.Bu yapıtta uzmanlaşmasının asıl sebebi Halikarnaslı Herodot un Tarih adlı kitabında mısır hakkında yazdığı bilgilerin gerçek dışı olmasından kaynaklanmıştır.   </font></p>
<p><font face="Times New Roman">          Yazdığı tarih kitabının aslı, bütün önemli belgelerde olduğu gibi oda bir anda ortadan kaybolmuştur.Menethonun Tarih adlı kitabı daha sonraki dönem ler de Yahudiler ve mısırlılar arasında derin polemik konuları oluşturmuştur.Bu polemik konusu daha sonra Yahudi tarihçilerce  Hıristiyanlığa taşınmış ve Eusebius, Africanus,Syncellus, gibi sonraki yüzyıllarda doğan tarihçiler bu kitabı görmezden gelmişlerdir.Bunun sebebi ise kita bın daha başından itibaren evrenin yaradılışını anlatan bölümlerin kutsal yazmalara ters düş mesidir.Ancak asıl tartışma konusu Yahudilerin mısırdaki varlığı ve Exodus a yoğunlaşmıştır. Yahudilerle antisemitik mısırlılar arasındaki bu tartışamanın asıl noktası, batı dünyasının helenistik uygarlıktan  önce ondan daha güçlü bir uygarlığı tanımak istememesinden kaynaklan maktadır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Tarihçi menethonun yazdıklarına iki noktadan saldırılır.Birincisi evrenin yaratılışı ve dünya yaşamının başlamasıyla olan tarihin tamamen kutsal kitaplara ters olması, diğeri ise mısırdaki yerleşik Yahudi varlığı ve bunların ülkeyi kendi istekleri ile terk etmeleri üzerine kur ulu Exodus hikayesidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Yahudiler dünyanın yaradılışını kutsal kitaplarında <strong>İ.Ö. 3760</strong> a bağlamışlardır ve bu menet-hona asla uymaz.Yaptıkları her şeyi yazılı hale getirmeyi bir alış kanlık haline getiren mısırlılarda II ramses döneminde yapılan ve bugün elimizde olan torino papirüsü olarak bilinen belgede, sakara ve ağabeydos olayların detaylı anlatımlarıda dahil olmak üzere kral listelerinde Yahudilere ait hiçbir iz bulunmaz.<strong>AKHENATON</strong> adıyla bilinen mısırın efsanevi kralına ait ünlü amara mektuplarında Yusuf zamanında mısıra yerleşmiş ve daha son ra Musa vasıtasıyla ülkeden ayrılmış Yahudi varlığından asla bahsetmez.Kısaca eski mısır kayıt ve belgelerinde Yahudilere ait en ufak bir iz dahi bulunmaz.<br />
Eski ahitte yer alan Yusuf dönemimde mısıra yerleşme ve 400 yıl sonra çıkışı tarihin belirli bir noktasına koyabilmek oldukça zordur.Eski ahitte yusufun çağrısı üzerine mısıra gelen Yahudiler kitapta ismi verimeyen firavun tarafından deltanın doğusunda ramses dolaylarına yerleştirilmişlerdir.Ve bu oldukça kafa karıştırıcıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><strong><font face="Times New Roman"> “ Ve Yusuf babasını ve kardeşlerini yer leştirdi, ve firavunun emrettiği gibi mısır diyarında, memleketin en iyi yerinde,ramses civarın da mülk verildi “ (tekvin 47:11) </font></strong><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Bu ismi taşıyan firavun sülalesi kutsal kitapla tam bir çelişki halindedir.Bu şehir I Setinin oğlu Büyük ramses zamanında kurulmuş olup , yusufla olan kronolojik uyumsuzluğundan dolayı bu yazıyı çöpe atmak yapılabilecek en iyi ve doğru davranıştır.Çünkü <strong>Genesis</strong> ve <strong>Exodus’</strong>ta Yahudiler mısırda 400 yıl yaşar , eğer başlangıç seti dönemine yerleştirilir ve Yusuf o döne-min veziri kabul edilirse bu sefer Exodus un 10 yy düşmesi gerekir.Yine eski ahite göre Süleyman tapınağının mısırdan çıkışın 480. yılında inşa edil diği bilgisine göre bu kronoloji uygulanırsa tapınağın yapımı 6.yy. denk düşer.Bu çelişkili y azılar eski ahitteki ramses dolay- ları ifadesini ciddiyetsiz kılar.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Tekvinin sonlarında , bu kez Yakup un yaşadığı yer olarak karşımıza Goşen ili yeni bir coğrafya olarak karşımıza çıkar.Bu somut olarak bugüne kadar doğrulanamamakla beraber go şen denilen bölge deltanın en doğu ucundan sinaya kadar uzanan alanı belirtir.<br />
Büyük bir olasılıkla ele alınan tarihten yüzyıllarca yıl sonra yazılan belgeleri kaleme alanlar, o günlerde var olduğunu bildikleri <strong>Pi-ramses</strong> kentinin çok daha eski olduğunu sanmak gibi bir yanılgıya düştüler.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Ama Yahudi Ejiptologlar , <strong>Ramses</strong> şehri dolayları ifadesini görmez den gelerek, eski ahitin kendi içinde tutarlı olduğundan yola çıkarak kent adı yanlış verilse bile sözü edilen olayları yaşanmış kabul ederek kronoloji içinde yer bulmaya çalıştılar.Bu kez EXODUS un başında yer alan “<strong>esir kavim</strong> “ kavramına referans getirme çabasına girdiler.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">“ Ve firavun için pitom ve raamses ambar şehirlerini yaptılar” (Çıkış 1:11) </font></strong><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman">        Aynı kent adı kafa karıştırıcı bir şekilde farklı bir yazımla Exodus içinde karşımıza çıkar. Raamses in pi-ramses adıyla bilinen , II ramses in başkenti ise, bu şehrin ne zaman yapıldığı bilinmektedir. Bu bilgi İbranilerin mısırdan çıkışının , krallık döneminin güçlü hükümdarla- rına  rastlamış ola bileceğine karşın, kronolojik açıdan daha makul görülen ve ekonomik ve coğrafi verilerle daha uyumlu izlenimi veren teoriye yönelme.Bu süre içinde Seti nin ramses in, Tutmosis in, Kraliçe Hatşeptu nun adları EXODUS un muhtemel firavunları olarak ağızlarda dolaşır.Ne varki bu dönem içerisinde mısır içinde kitlesel hale yaşayan bir İbrani varlığına ve kitlesel halde mısır dan ayrıldıklarına dair en ufak bir belge bulunmaz.Eldeki tek veri mısırın o dönemdeki fethedilen farklı bölgelerden getirilen esir işcilerin çalıştırılmış olabileceğini gösteren kimi kayıt lar ve <strong>Akhenaten</strong> dönemine ait <strong>Amarna</strong> mektuplarında geçen “Habiru yada Apiru” nitelemesi nin İbrani (Hebrew) sözcüğüne dolaylı benzetilmesidir.<br />
Habiru sözcüğü ile İbranilerle ilişki kurulsun veya kurulamasın gerçek olan şudur ki,Tell amara mektuplarında bu topluluk çarpıcı bir biçimde anlatılır, yerleşik topluluklara baskı yap- an ve göçebe bir topluluk buluruz karşımızda.Bu mektuplar firavuna şikayet mektuplarıdır.Bu bize tek bir şeyi kanıtlar <strong>Akhenaton</strong> devrinde İbrani denilen topluluğun çoktan kenan diyarına yerleşmiş olduklarıdır ve bu topluluğun mısırda yaşadığına dair hiçbir kanıt yoktur.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Mısırda yaşamış yabancı varlığını analiz etmenin bir diğer yönü,mısır devletinin sınıfsal ve politik yapısını doğru anlamak çok önemlidir.Geleneksel mısır anlayışı heredot un yazdıkla rından yola çıkılarak yazılmış bir tarihtir.Roma dönemi tarihçileri piramitle dönemi çağını, kö leci bir devlet anlayışı içinde varsaymışlar, batılı tarihçilerin oryantalist yargıları sonucunda klişeleşmiş bir bakış açısına dönüşmüş, Marksist bakış anlayısıda düşünce anlayışıda arpa bo yu ilerleyemeyerek aynı bakış açısının farklı bir versiyonu olmuştur.Dolayısıyla günümüze ka dar gelen bakış açısı Mısır ın , İlk köleci devletlerden biri olduğu anlayısıdır.<br />
     Yazarlar, Zubritski-Mitropolski-kerov tarafından yazılan İlkel topluluk,köleci toplum, feodal toplum adlı kitabında “ Mısırdaki ilk iktisadi birimler, köle sahipleri tarafından sömürü len kır topluluları olarak görülür.Daha sonra tapınaklara ait tarım işletmeleri hızla yayılarak, mezapotamyada olduğu gibi, kır toplulukları sınıflara bölünerek, köle sahiplerinin, rahiplerin ve tefecilerin bu toplulukların topraklarına el koymasıyla dağılıp parçalanmıştır.Yoksullaşan köylülerin durumu kölelerin durumundan hiçte farklı değildir.” Yorumunu getirirler.<br />
     Bu yorum, uygarlık tarihinin sınıflı toplumu açısından doğru olamakla beraber bu sapta ma tarihsel olarak süregelecek bir takım yanlışlıklarında zeminini hazırlar.Öncelikle devlet kavramı varsa sınıflı toplumsal yapının olması kaçınılmazdır.Bu sınıflı jenerik eski mısır kral lığına uygulandığı zaman ortaya çok büyük bir yanılgı çıkarır.Herşeyden önce çağın ekono- mik modelinde köleler ve köle sahipleri kavramı izine asla rastlanmaz.Eski krallık dönemine ait bulgular, ekonominin itici gücünün tarım olduğu fakat bunu analiz ederken Marksist yak laşımın hataya düştüğünü görürüz , ortada köleleştirmeye yönelik bir ekonomik model yoktur verimli tüm topraklar devlete aittir ve bunun işletilmesi köleler ile değil özgür mısır halkı ile gerçekleştirilir.Despotik yönetim söylemleri sadece hikaye niteliğindedir.Kral hem rahiptir hemde mısırın en üst mertebedeki komutanıdır.Rahiplik ona saygınlık kazandırır.Kısa dönem için yapılan Marksist çözüm yanıltıcı olamakla beraber uzun dönemde bu çözümleme gerçek tir.Bunun sebebi ise artan ihtiyaçlar ve bunun sonucunda sınır güvenliği konusu ve fetihler bu çözümlemeyi uzun dönemde geçerli kılar.Bu sadece mısıra ait bir durum olmayıp tüm bölge de bu durum geçerlidir.</font><font face="Times New Roman">Mısırda eski krallık döneminde ortaya çıkan köleleştirme ile orta krallık dönemimde yoğun olarak köle çalıştırma stratejisini beraberinde getirir.Mısırlılar askeri operasyonlarını lib ya bölgesinde yoğunlaştırırlar bu onlara hem ilkel kabileler karşısında mısırın gücünü hemde köle emeği için kaynak oluşturur. Benzer şekilde güneye doğru nubya ya (Sudan) seferler düzenlenir.Güneye yapılan seferler imparatorluk için gerekli hammadde ihtiyacınada önemli destek olur.Nubya da esir alınanlar madenlerde çalıştırılır.Askeri seferler düzenlenen kritik sınır komşuları arasında üçüncü bölge olan Nil in doğusunda yer alan topraklara yapılır.Sina nın doğusuna yapılan seferler hem Asyalıları deltadan uzak tutar kimi zamanda ekstra köle gücü sağlar.<br />
     Mısırda orta krallıktan itibaren yönetim sistematik bir biçimde, pragmatik bir yönteme dönüşür.Sınırlarda yaşayan kimi kabileler imparotorluk şemsiyesi altına alınarak onlardan biz zat yararlanılır.Bunun en tipik örneği nubay çöllerinin savaşçı kabileleri MECEY lerin resmi polis haline getirilmesidir.MECEY ler kral adına tarım alanlarını ,anıtları korur.Mecey lerin görev alanları bazen genişletilmiş Libya çöllerinde deltanın doğusunda, sinadan antik biblos a kadar kullanılmışlardır.Daha az olmak üzere doğu sınırlarını korumak için Asyalılardan bu şe kilde yararlanıldığı bilinmektedir.</p>
<p></font><font face="Times New Roman">       Bütün bu yazılar ve mısır kayıtları mısırda yabancı varlığının devlet tarafından çok sıkı denetlenip kontrol altına alındığının bir göstergesidir.Köleler veya paralı askerlerin mısır şehir lerinde koloniler halinde yaşaması neredeyse imkansızdır.Ülkedeki tüm yönetim merkezden yapılmakta olup büyümeyle paralel olarak İ.Ö.20 yy bazı yerel yöneticilere kısmi etkiler veril miştir.<br />
İbrani mitleriyle mısır kayıtları arasındaki büyük çelişkiler EXODUS kitabında başlar, bu kitapta mısırda yerleşik altıyüzbin İsrailli olduğunu belirtir.Dönemin mısır kayıtları ince lenirse bu rakamın yüzde onu bile hayaldir.böyle bir rakama sınırlar içinde yönetimin yaşama sına zin vermesini düşünmek bile oldukça çocukçadır.</font><font face="Times New Roman">Buna karşılık deltanın doğusunda nilin sularında hayvanlarını otlatmaya gelen ve bu ara da ticaretle uğraşan göçebe çoban kabilelerin varlığı mısır kayıtlarında mevcuttur. Ne varki bunlar eski ahitte Yusuf un babasına belirttiği gibi mısırlılarca hor görülen ve yerleşmelerine sıcakbakılmayan grubu oluşturur.<br />
<strong><font face="Times New Roman">“ Ve olur ki sizi firavun çağırır, ve işiniz nedir der; sizde çocukluktan şimdiye kadar hem biz hem babalarımız,kulların,davar adamlarıdır, deyin ki, Goşen vilayetinde oturasınız, çünkü mısırlılar için her çoban mekruhtur. (Tekvin 46:33-34) </font></strong><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></font><font face="Times New Roman">Yani Mısırlıların dışındaki top lulukların yaşadığı yerlere dahi yaklaşması mümkün değildir.Bu durumda Goşen in Tell ed Dabaa çevresi olduğu ve buralarda yaşamanın firavun iznine bağlı olduğunu söylemek olduk ça doğrudur.Eski ahit ve yabancı izlerini bağdaştırmak zor olmaz.Burada deltanın doğusuna yerleşen paralı askerlerden değil firavunca yerleşimine izin verilen insan topluluğundan bahsetmekteyiz ki Mısıra zaman içirisinde yerleşip etnik bir azınlık haline gelen Yahudi varlığı na ilişkin tarihsel ve arkeolojik bulgular yoktur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Bütün bu bulunan bilgiler ondokuzuncu yüzyıldan itibaren Yahudi ejiptologlarca kitaba uydurma işine girişilir.Eski ve orta krallık dönemlerinin Yahudi tarine uymaması sonucunda eğilim ikinci ara döneme kayar yani, HİKSOS işgali sığınmanın tarihsel açıklayıcısı kabul edi lir.Kutsal kitap inancından sıyrılamayan ejiptologların yaptığı şey tamamen olayı kitaba uydur maktır.<br />
Yahudi senaryosuna göre : Mısır bilinmeyen bir nedenden güçsüz düşer,direnç bile gös teremeden hikros işgaline uğrar, avaris kentini merkez alan ve bütün aşağı mısıra hakim olan bir Asyalı krallık kurulur.Böylesi bir durumda Asyalı yöneticiler mısıra etnik yapısını göçebe lerle dengelerler.Zamanla bu grup çoğalır,yüzyıla yakın süre sonra Thebes prensleri Hiksosla rı kovup eğemenliği tekrar sağlayınca, mısır yönetimi İbrani halkına düşmanca davranmaya başlar.Baskılara dayanamayan bu halk ülkeden topluca çıkar.</font><font face="Times New Roman">      Senaryo kurgu olarak iyi olmakla beraber bu senaryoyu doğrulayacak en ufak bir kanıt yoktur.Kimdir bu Hiksoslar, nerden gelmişlerdir, mısırı ne zaman ve hangi güçle işgal etmiş lerdir.Eski çağ uzmanları tarafından yüzyılı aşkın süredir tartışılan sorudur bunlar.Asla bir fi kir birliği yoktur.İlk yanıtlanması gereken Hiksosların kim olduğudur.</p>
<p></font><font face="Times New Roman">Mısır tarihinde ikinci ara dönem olarak adlandırılan kargaşa yaklaşık İ.Ö.17 yy ortala rında başlar.13 hanedan sonlarına rastlayan bu dönemde 14.hanedan ortaya çıkar.Bu karanlık dönem oldukça çalkantılı bir dönemdir.sinadan batıya geçmeyi dahi hayal edemeyen kimi yağ macı kabileler dirençle karşılaşmaksızın menphisten geçerek aşağı mısırı işgal dahi ederler.Da hada şaşırtıcısı işgal yağmayla bitmez ve deltanın doğusunda 14.hanedan firavunlarından Neh si tarafından anıt kent olarak inşa edilen kent Hiksoslarca adı Avaris olarak başkent ilan edilir. 15.hanedan olarak hiksosları görürüz ve bu dönem 100 yıl sürer.</font><br />
<font face="Times New Roman">Öncelikle Hiksos kelimesinin anlamı üzerinde uzun tartışmalar olmuştur.İlk başta manetho- nun metinlerinden yola çıkılarak “çoban krallar” anlamına geldiği kabul edildi.Ancak yirminci yüzyılda yabancı krallar karşılığı kabul edildi.Bu fark çok önemlidir.çoban krallar deyişi doğrudan Sami kabilelerde ilişkilendirilirken Yabancı krallar geniş ve belirsiz bir kav ramdır.<br />
Manethonun tarifi tamamen doğru olmasa gerekir.kelimenin ek kısmı shasu=göçebe çoban olmayıp yine mısır dilinde khasut = yabancı ülke olduğu kuvvetli bir ihtimaldir.hatta bu kelime XII sülale zamanında yabancıların reisi anlamında Beni_Hasan da gösterilen yabancı reislerin getirdikleri hediyeleri tasvir için kullanışmıştır.<br />
Yabancı krallar mısırda fazla yabancılık çekmeden yerleşik hayata geçtiklerine ilişkin bilgiler     Hiksos sorununu iyice karıştırır.O denli ileri giderki 15.hanedan kralları kendilerinin mısırlı olduğunu bile öne sürer.Dahası mısırı dış işgallere karşı , garnizon kurup korudukları bilinen bir bilgidir.<br />
Bu noktada güçlü organizasyonla kurulmuş avaris in yine mısırlılarca yıkılmıştır.Hiksos işgaline denk gelen İ.Ö.640 ve sonrası dönemde mısır için ne babil nede asur tehdit oluştura bildi.Çünkü iki güçlü devlette zor günler geçiriyordu.Mezapotamyanın bu iki güçlü devleti Hi tit saldırılarına maruz kaldılar.Peki Hiksosları korkutan güç Hitit olabilirmiydi.Buda çok küçük bir ihtimaldir, kaldıki Hititler asur ve babil işgallerinden sonra yine topraklarına çekil mişlerdir.<br />
İ.Ö.1600 dolaylarında, kuzey suriyeye inmeside çok sonra olmuştur.Bu durumda geriye iki aday kalır bunlardan biri güney anadoluyu kontrol altına alan Hint_avrupa kökenli başka bir halk, huriler; yada Levant, Filistin ve kuzeyinde yaşayan sami kabileleri.Bu işin içinden çıkılmaz bir bilmecedir.Hiksoslarla ilişkin görüş ve değerlendirmeler,</font><font face="Times New Roman">1-Hiksoslar, Filistin ve lübnanda yaşayan ve proto-kenan olarak tanımlanan Sami<br />
kabileleridir.<br />
2-Hiksoslar asur ve babilde kendilerine yer bulamayan göçebe amorit kabilelerin oluşturduğu bir topluluktur.<br />
3-Hiksoslar, ege adalarından Filistin bölgesine deniz akınlarıyla gelen ve sonrasında<br />
güçsüz durumdaki mısır a doğru yürüyen minos kökenli savaşcı gruplardır.<br />
4-Hiksoslar huri ailesi ait Hint-avrupalı göçmen kollardan biridir.ve yollarının üzerin deki her şeyi yağmalayarak mısıra gelmişlerdir.</p>
<p>Birbirinden oldukça farklı bu görüşler oldukça karmaşık olmasına karşın,tarih, tek secenekli düz ve net yanıtlarla açıklanamayacak denli girift ve çogu zaman anlaşılması güç ayrıntılar üzerine kuruludur.<br />
Hiksos sözcüğünün İ.Ö. 17. yy da bütün yakındoğuda yaşanan karmaşa sırasında , söz konusu dört seçenekteki etnik grupların tümü için de kullanılabilecek genel bir ad oldu gunu kabullenmek , en makul çözüm olarak karşımıza çıkar.Karışıklık içerisinde yakındoğunun her yerinde, panik içerisinde göçler,akınlar ve yağma hareketleri yaşanır.Bu sürecin kahramanları sami kabileleri,hint-avrupa göçmenleri,Egeli savaşçılar.Ama asıl sorun Hiksos hanedanı nın nasıl oluştuğudur.<br />
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta hiksos akınlarının yağma ve talan üzerine kurulmuş olmasıdır.Manethon bu toplulukları Tanrı korkusu olmayan saldırgan zorbalar olarak tanımlamaktadır.Tapınaklar yıkılmış ve yağmalanmış, kadınlara tecavüz edilmiştir Konunun dahada çarpıcısı , izleyen dönemde kentlerin onarılması,askeri organizasyonla rın kurulması ve Avariste 5.Hanedanın kurulması ile belirtilen derin çelişki.Saldırganların taş üstünde taş bırakmadan sonra <strong>Judeo-Hristiyan</strong> tarih anlayışında birden kimlik değiştirip şehir imarlarına başlamaları ve kendilerini Mısırlı olarak tanımlamaları,kendilerinden birini haneden olarak tahta çıkarmaları bu düşünce çercevesinde mantık ile açıklamak çok zordur.O halde ulaşabile ceğimiz tek bir nokta vardır……????</p>
<p>HANEDANI KURANLAR HİKSOSLAR DEĞİLDİR.</p>
<p>Mısırın bu kargaşa döneminde iki farklı evre yaşadığını söylemek mümkündür.Bunlardan birincisi güçsüz düşen merkezi yönetimin acizliğini fırsat bilen ve hiksos adı altında değer lendirilen kabilelerin daha kısa zaman dilimi içerisindeki yağmaları, ikincisi ise yağmacıların işlerini bitirdikten sonra mısırda yaşayan varoş halkın iktidar boşluğunu fır sat bilerek delta yönetimine el koymasıdır.Çoğu bilim adamı ve tarihçinin üzerinde anlaşmaya vardığı bu noktadır.Avaris kentinde kurulan yeni hanedanlığın Mısırlı unsurlar oldu ğudur.Deltanın doğusunda bulunan arkeolojik bulgular bunu tamamen desteklemektedir.<br />
Bulunan arkeolojik bulgular arasında taklit niteliği taşıyan bolca ikinci sınıf mısırlı objeler bulunmuştur.Buluna kalıntılar içerisinde daha eskiden bölgede yaşamış olan asya kökenli paralı askerlere ait bulgularda mevcuttur.Bir başka deyişle yıllarboyunca mısırlı sayılmayan ve alttabaka insanlara insanlara askeri disiplin oluşturularak, paralı askerlerin öncülük ettiği söylenebilir.<br />
Yağma ve talandan kaçan eski düzen soyluları Thebes e çekilirken aşağı mısırın yeni sahipleri “ eskinin çobanlar “ oldu diyebiliriz.Yüzyıl süren bu yönetim 17.hanedanın Thebes prensleri tarafından yıkılacaktır.Ve yeni krallık dönemi başlayacaktır.<br />
Eğer konıunun başından beri aradığımız İBRANi varlığına dönersek kanıtların içeri sinde asla böyle bir halka ilişkin veri bulunmaz.Yeni krallık dönemindeki kutsal kitap ve mısır manzara ları incelenirse asla bir İbrani yerleşimi söz konusu değildir.Sorun İbrani diye bir halk tabaka sının olmamsıdır aslında.Bazı inançlı ejiptologlar <strong>GENESİS</strong> i eğip bük erek 15.hanedan döneminde yerleşmiş olduklarını düşünsek bileki bu eski ahit kronolojisi ne asla uymaz, eski ahitte Yakup ve oğullarının ülkeye yerleşimini anlatan bölümler mısır resmi tarihiyle uzaktan yakından ilişkisi yoktur.Mısır kayıtlarının hiçbirinde EXODUS k ayıtlarını içeren bir belge bulunmaz.EXODUS ve GENESİS te ise Hiksos işgali ,Avaris kenti, Thebes kentindeki gelişmeler hakkında tek satır yazı bulunmaz.<br />
GENESİS uslubunda daha çok orta krallık döneminin mısırını çağrıştıran izler yer alırken, EXODUS kitabında , firavun isimleri verilmez, coğrafi verilerde anlatılanlar bilinen kronolo jiye asla uymaz.</p>
<p>VE TANRI ONLARI ATEŞLE VURUR…?</p>
<p>Tarih sahnesi böyle iken , Eski ahitte bulunan Mit yani masal benzeri sıra dışı doğal olayları incelersek gerçek ip uçlarını orda görebiliriz.<br />
Bunlardan ilki Yusuf un Mısıra vezir olduğu sırada mısırda yaşanan ve 7 yıl sürdüğü belirtilen büyük kıtlık ile İbranilerin mısırdan çıkış öncesi bir dizi tüyler ürpertici olay..? Bunlar EXODUS 7-12 arasında uzun uzun anlatılır.Burda dikkat çeken asıl ve en önemli nokta bu masalların hiçbir mısır kayıtlarında olmamasıdır.Yeni krallık yani II.Ramses döneminde felaketlerin en ufak izine dahi rastlanmaz.Bu masallar niye anlatılmıştır peki ?</p>
<p><strong>1-Yahudi yazarlarca tanrılarının gücü abartılarak kendilerine resmi bir tarih yazmak istemişlerdir.</strong></p>
<p></font><strong><br />
<font face="Times New Roman">2-Bu felaketlerin mısır ın karmaşık dönemine ait olduğunu varsayıp yazılı kanıt bulma olasılığından vazgeçsek bile !!!!!!!<br />
</font></strong><br />
<font face="Times New Roman">Birinci yaklaşımı kabul etsek EXODUS için tarih ve kronoloji asla tutmaz.İkinci seceneği kabul etsek tüm olaylar akıldışıdır ve devamının doğruluğunu gösteren hiçbir ize rastlanmaz.<br />
Ipuwer adlı bulunan papirüste mısırda yaşanan doğal afetler anlatılmıştır.Bu anlatım şekli oldukça mecazi bir anlatım şekli olup.Eski ahit ile karşılaştırılması bilim adamlarınca yanlış çıkarsamalara yol açacağından dolayı fazla dikkate almamakla beraber son dönemlerde bulunan arkeolojik kanıtlar ile yaşanan doğal afetlerin sadece mısır da yaşanmadığı aşağı yukarı tüm dünya bölgelerinde yaşandığına dair ikna edici veriler ortaya koyar.Bu dönemde indüs vadisi uygarlıklarının, harappaların yazılarından karşımıza doğal olmayan olaylar çıkar judeo-hıristiyan düşüncesinde bu bölgeden geçerek avrupanın kökeni,ni oluşturan insanlar yani Aryan ırkı felaketlerden etkilenmişlerdir.Bir diğer egenin görkemli uygarlığı minos ile ilgili doğal afetlerdir.Orta asyada ortaya çıkan doğal afetler,kuzey ve güneyde çıkanlar ile ko nu oldukça açılabilir.</font><font face="Times New Roman">EXODUS ta görülen mısırdan kitleler halinde kaçan İbrani kabileleri aslında tarihsel verilerdede görüleceği üzere , mısırın içinde hiçbir zaman yerleşik olmayan doğudan deltaya hayvanlarını otlatmaya gelen sonra Filistin ve Lübnan a dönene Bedevilerden başkası değildir.<br />
Felaketler başladığında mısırlıların değerli eşyalarınıda alarak kaçmışlardır.<br />
<strong><font face="Times New Roman">“ Ve israiloğulları musanın sözüne göre davrandılar: ve mısırlılardan gümüş şeyler ve al tın şeyler ve giysiler istediler.: Ve rab mısırlıların gözünde kavma lütuf verdi ve istediklerini verdiler.Ve mısırlıları soydular” (Çıkış 12:35-36)</font></strong></p>
<p></font><font face="Times New Roman">Bu hırsızlık olayı karşısında Çöl Bedevilerinin peşine düşen mısır orduları değil asayişi sağlayan birliklerdir.Kaçanlar sadece bedeviler değillerdir.Mısırlılar arasında deltanın doğu sundaki paniğe kabılan mısırlılardır.Bunun en büyük delili On emirin mısır dilinde yazılmış olamasıdır.<br />
Kutsal kitapların en büyük mitlerinden bir tanesi kızıldenizi yaran İbranilerin karşı kıyıya ulaşmasıdır.Bugün artık bu mit Kızıldenizin bir çeviri hatası olduğu aslının sazlıklar denizi olduğu bilinmektedir.Bedevilerin peşlerine düşen mısırlı atlı güvenlik ekipleri atlarıyla batak lığa saplanmıştır.Sina çöllerine geçen halk umutsuzluğa düşmüş, yukarı Kenan dolaylarına bölge karışıklıkları nedeniyle çıkılamamış ,aynı şekilde doğuda hiksoslarca talan edilen yer ler nedeniyle cesaret edilememiştir.Yanlarında bulunan değerli metallerin soyulması istenme miştir.Akıllı ve işini bilen Mos yada musa sinanın kuytularında zaman kazanmıştır.Afetlerin geçmesiyle aralarındaki huzursuzluklar başlar,</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">“ve israiloğullarının bütün cemaati , çölde musaya ve Harun a söylendiler ; ve israiloğulları onlara dediler ;keşke mısır diyarında et kazanları başında oturduğumuz zaman, doyuncaya ka dar ekmek yerken Rabbin eliyle ölseydik ; çünkü bütün bu cemaati açlıktan öldürmek için çö le çıkardınız.” (Çıkış 16:2-3)</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">Bu dönemde liderlerin karizmaları ortaya çıkar.Eski ahitte musanın kardeşi olduğu söyle nen Harun babilde bulunmuş ve hamurabi yasalarından haberdar olmuştur.Dağ eteklerindeki uzun ritüellerden sonra on emir halka sunulur.Hamurabi yasalarının bir kopyasıdır bu.Tanrı hamurabiden kopya çekmiştir.Yahve onlara sınırsız itaat karşılığında vaat ettiği (Sion) toprak parçası ile olaylar gelişir.Bu tanrının seçilmiş insanlarının kronoloji ve EXODUS arasındaki çelişkiler oldukça yoğundur.İbrani halkı olarak mısırda yaşayan bir halk olmayıp Çöl Bedevileri ve mısırlı varoşların oluşturduğu bir topluluktur.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/ibrani-masallari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Göklere Yazılan Rakam / 666</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/goklere-yazilan-rakam-666/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/goklere-yazilan-rakam-666/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2008 15:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/goklere-yazilan-rakam-666/</guid>
		<description><![CDATA[     “ Bu konu bilgelik gerektirir .Anlayabilen ,canavara ait sayıyı hesaplasın.Çünkü sayı bir insanı simgeliyor.Onun sayısı , altı yüz altmış altıdır. “
Vahiy 13 :18
       Hıristiyan dünyasında bu ayetin etkisiyle 666 şeytanın sayısı olarak düşünülür.Ancak bu sadece bir yanılgıdır .Yuhannanın vahyinde şeytanın yenik düşen ejderha olduğu canavarınsa onun tarafından güç verilmiş yardımcısı niteliği taşıdığı net biçimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman">     “ Bu konu bilgelik gerektirir .Anlayabilen ,canavara ait sayıyı hesaplasın.Çünkü sayı bir insanı simgeliyor.Onun sayısı , altı yüz altmış altıdır. “</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Vahiy 13 :18</font></p>
<p><font face="Times New Roman">       Hıristiyan dünyasında bu ayetin etkisiyle 666 şeytanın sayısı olarak düşünülür.Ancak bu sadece bir yanılgıdır .Yuhannanın vahyinde şeytanın yenik düşen ejderha olduğu canavarınsa onun tarafından güç verilmiş yardımcısı niteliği taşıdığı net biçimde anlatılır.Tanrının krallığı gökyüzünden yere inmesinden ,yani mesih’in geri dönüşünden hemen sonra ortaya çıkan bu gizemli yaratık , Hıristiyanlara göre Mesih in düşmanıdır.Aynı kavram İslam dünyasında Meh dinin gelmesinden önce insanları kandıran Deccal olarak karşımıza çıkar.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Bu tip anlatıların asıl kökeni Zerdüşt dininde ayrılığın temsilcisi ahura mazda’nın amansız düşmanı ahmira ilişkisidir.İyilikle kötülüğün savaşı.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Bu sayı ile ilgili çağlar boyunca gerek kabalalacılar gerekse teologlar sürekli teoriler üret – mişlerdir.Hepsindeki ortak amaç gerçeği gizleme endişesidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman">     <strong>Peki nedir bu 666 ?</strong></font><strong><font face="Times New Roman"> </font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong>    </strong>Yahudi ve Hıristiyanların düşman oldukları nereler varsa onlara baktığımız zaman 666 sırrı çözülür.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Tufan sonrası kurulmuş olan ilk büyük uygarlık diyebileceğimiz Sümerler sayı sayma ve hesap yapma ile ilgili olarak atmışlı (sexagesimal) olarak adlandırılan bir sistem kullanırlar. Nasıl bizim sistemimiz 10 tabanını ve orta Amerika uygarlıkları sayı sisteminde 20 rakamı nı kullanıyorsa Sümerlilerde 60 lı sitemi kullanmışlardır.Neden kullandıklarını bilmemekteyiz.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Ünlü araştırmacı Sitchin , Sümer matematiğinin temelinde Nibiru/Marduk yörünge periyo- du olan 3600 ün yer aldığını söyler.Bu konuda başka fikir yürütmekten öteye gidemeyiz.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Sümer matematiğinin ve altmışlı sitemin ne zaman doğduğunu bilmesekte bu sistemin sim gelerle ifade edilmeye başlamasının İ.Ö 3200 sonrasında başladığı bilinir.Altmış tabanını te- mel alan matematiğin izlerine İ.Ö dördüncü bin yılın sonlarından itibaren rastlanır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Altmışlı sistem kullanmak , sürekli altmışın katlarını kullanarak hesap yapmaktır.Onlu sis temin kolaylığına alışan bizler için 60 gibi garip bir rakamı yerleştirmek şaşırtıcı gelsede gün- lük yaşamda Sümer mirası yoğun kullanılır , saatler,dakikalar,saniyeler,yay ve açı ölçüleri, denizcilerin rota hesaplamaları 60 lık sisteme dayanmaktadır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Sümer ülkesinde altmışlık sayı sistemine özel şekiller verilmiş ve bu matematikte kolaylık sağlamasından dolayı çevre bölgelerde dahil üçbin yıl kullanılmıştır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Onuncu gezegen günümüz hesaplarına göre 3661 yıl olan periyodu , mezapotamya mate-matiğinde 3600 sayısına yuvarlanmış ve buna şar denmiştir.Şar mezapotamya matematiğinde başlangıçta bir daire olan ve yavaş yavaş bozulan bir imle betimlenen bir şekildir.Bu im aynı zamanda bütün, bütünlük, kozmos (gök-yer-yıkım) anlamına gelir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Sümer mitolojisinde gök tanrı An ikamet yeri geçiş gezegeni anlamına gelen niburu kozmo gonideki sahip olduğu çok özel değerli yeri matematiktede elde edecektir.Bin yıl sonra sami babil uygarlığı onuncu gezegene en büyük tanrısı ilan ettiği Marduk’un ismini verir.Dolayısıy la onuncu gezegenin geçiş süresi olarak simgeleşen 3600 sayısı babilde Şar olarak kullanılır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Diğer taraftan Musa nın tüm mitlerini aldığı Kral Sargon ‘da adını buradan alır ,Sharru-Kin yani adil kral.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Babilli tarihçi Berossus , efsane kabul edilen ve uzun yaşam süreleriyle kabul edilen hü- kümdarların listesinde yönetim süresini yıl olarak değil şar olarak verir.Yani 10 şar tahtta otur muş bir kral 10 x 3600 = 3600 yıl hüküm sürmüştür.Bu hesaba göre tufandan önceki kralların toplam iktidar süreleri 432.000 yıl yani 120 şar dır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Bu ilginç 432.000 rakamı tüm antik uygarlıklarda karşımıza çıkar, Hindu felsefesine göre içinde bulunduğumuz son çağ yani Kaliyuga 432.000 yıl sürecektir.Kuzey mitolojisinin Edda larındaysa Odin’in göksel savaş salonunun 540 kapısı vardır ve bu kapıların her birinden 800 savaşcı çıkar , böylece savaş anında 432.000 simgesel savaşcı çıkar.Sıtchin aynı gizemli raka mı mezapotamyadan alındığı bilinen Genesiste olduğunu söyler ve problemin çeviri hatasın – dan kaynaklandığını söyler.Ona göre çeviride gelecek zaman değil geçmiş zaman kipi olmalı- dır.Bu nedenle doğru çeviri , Zaman yüz yirmi yıl idi olmalıdır.Genesisteki bu ayet aslında bil diğimiz güneş yılı değil tufan öncesinde 120 Şar  yani 432.000 yıl geçtiğini vurgular.Tıpkı Be rossus un kitabında olduğu gibi.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Nibiru/Marduk yakın geçişleriyle dünyada ve güneş sisteminde neler yaşandığını düşününce gezegenin yıkım-yaratım ile düşünülmesi şaşırtıcı gelmez.Mezapotamya sayı sistemi içerinde yörünge geçiş süresinin 3600 e yuvarlanması matematiksel bir hata veya sadeleştirme değildir</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Asıl amaç yörünge geçiş sürelerini kitlelere sunarken hassas ve doğru bilginin astronom rahip lerinde kalması ve onların ayrıcalıklı hale gelmesidir.Zaman süreci içerisinde astronom rahip- lerinin yerini din rahipleri alarak aynı gelenek devam etmiştir.Halka yaratılış hikayeleri ve mit ve Şar hesabında olduğu gibi yuvarlatılmış rakamlar verilir.Gerçek bilgi ökült halinde gizlenir</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Sistem içerisinde rahip ekolününün devamını sağlayacak ve zekası ile öne çıkan çocuklar kü çük yaşlarda seçilir ve inisiye edilir. Halk kitleleri kralın tanrılarca onanmış bir iktidara sahip olduğu yolunda bir dini yaşatmak ve geliştirmek ve gerçek bilginin saklanması için gerçek bil gi daima simgelerle yoğrulmuş ve şifrelenmiştir.Aynı süreç içerisinde bilim adamları olan astronomlar din adamına dönüşürler ve din ile bilim şizofrence birbirinden ayrılır.Evrendeki  devinim ve olguları inceleyerek yüksek bilgi birikimine sahip olma amacı güden bilim, aslın da net olarak kelimesi kelimesine tanrıyla bağlantıya geçmenin tek yoluydu.Ne var ki Marks’ ın dediği gibi tarih sınıf savaşlarının tarihi oldukça , bilim ve din de bu zorunlu ayrışmayı yaşa maya yazgılı görüyorum.Nibiru geçiş gezegeniyle ilgili en hassas ölçüm olan 3660 yıl, 11 ay 20 günlük periyodu ziguratlarda ölçüm yapan rahipler biliyordu.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     En büyük tanrı , göklerin efendisi tanrısal gezegen nibiruda ikamet eden ve çogunlukla gö- rülmeyen An rakamsal olarak en üst değerdir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><strong><font face="Times New Roman">Rakamsal Değer____Tanrı</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">60_________________An</font></p>
<p><font face="Times New Roman">50_________________Enlil</font></p>
<p><font face="Times New Roman">40_________________Enki</font></p>
<p><font face="Times New Roman">30_________________Nanna</font></p>
<p><font face="Times New Roman">20_________________Utu</font></p>
<p><font face="Times New Roman">10_________________İşkur</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    An insanlarla ilişki kurmayan ve gözle görülmeyen tanrı iken diğer tanrılar dünyevi tanrılardır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    İsadan önce 7.yy tarihlerinde Asurbanipal kütüphanesinde bulunmuş ve orjinali şuan İngiltere British Museumda bulunan ve J.Bottero tarafından çevrilen bir tablette ,</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><strong><font face="Times New Roman">Rakamsal Değer____Tanrı</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">60 yada 1___________A-num</font></p>
<p><font face="Times New Roman">50_________________En-lil</font></p>
<p><font face="Times New Roman">40_________________E-a (Enki)</font></p>
<p><font face="Times New Roman">30_________________Sin (Nanna)</font></p>
<p><font face="Times New Roman">20_________________Şamaş (Utu)</font></p>
<p><font face="Times New Roman">10_________________Adad (İşkur)</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Önceki versiyonla arasındaki fark isimlerin Akaçta olmasının dışında İşkur’a verilen değe- rin 10 değil 6 olmasıdır. (önyüz) , arka yüzde ise</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><strong><font face="Times New Roman">Rakamsal Değer____Tanrı</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">10 ________________Bel Marduk</font></p>
<p><font face="Times New Roman">15________________İştar be-lit ili</font></p>
<p><font face="Times New Roman">50_________________Nin-urta mar</font></p>
<p><font face="Times New Roman">12_________________U-gur</font></p>
<p><font face="Times New Roman">10_________________Gibil ve Nusku </font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Arka kısımda bazı değişiklikler dikkat çeker , En-lil e ait 50 sayısı oğlu Ninurta da görülür diğer taraftan 10 rakamının iki ortağı Gibil ve Nusku mezapotamyada yaygın olarak tanınan A teş tanrısıdır.Nusku ,Absunun çocuğu Enki ile aynı özellikleri taşıyan  tanrıların danışmanı sı- fatı ile anılır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Babil astronomları okültizm ile çok önemli bilgileri gizledikleri için günümüz bilim adam- ları fena halde yanıltan göksel çözümlemeler ortaya çıkar.Enlil in 50 sayısını elde eden mar – duk aynı zamanda Jüpiterin hükmedisi olma sıfatını kazanır.Yörünge süresi 3661 olan ve geri dönme süresi uzun olduğu için Nibiru yerine ikame ettirmişlerdir.Bu tür ikameler orta ameri- kada Tezcatlipoca ve mısırda seth in yerine zaman zaman büyük ayı’nın ikamesinde görünür. Bilim adamları bunu kasıtlı olarak veya bilmeden Nibiru , jupiterdir dedikleri görülür.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     An enbüyük tanrıdır ve rakamı hem en yüksek sayı olan 60 hemde 1 dir.Yani tek ve en güç lüdür hemde 3600 dür yani şar dır, kraldır.Bu üç temel rakam Nibiru yörünge süresi olan 3661 bileşenleridir.3661 detaylı incelendiği zaman Sümer sayı sistemine rahatça ulaşılır ,</font></p>
<p><font face="Times New Roman">60 tane 60</font></p>
<p><font face="Times New Roman">1   tane 60</font></p>
<p><font face="Times New Roman">1   tane 1</font></p>
<p><font face="Times New Roman">3661</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Burada anahtar sayı bir dir ve hem 60 a hemde bire Geş denir.Yörünge geçiş süresine tam uyan bir sayı sistemi olduğunu açıkça söyleyebiliriz.Mezapotamya matematiğinde her sayı za mana yayılan simgelerle ifade edilmişlerdir.Zaman içinde sitilize bir hal almıştır.Babilli mate matikçiler her türlü rakamı yazabilir ve simgelerle sembolize edebilirler.Akıllara gelebilecek soru babillilerin sıfırı geç öğrendiğidir ; babilliler sıfırın yerine küçük bir boşluk bırakarak sı fır olarak kullanmışlardır.semboller çivi şeklindedir.Babilliler mayalar gibi sıfırı bulmuş olsa idiler çok daha kolaylık olacağı kesindir ama bu sisteme alışmışlardır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Semboller ile 3661 yazılması 3 tane yan yana çivi şeklinde simgedir.Simgeler ile her türlü rakam gerek ondalık gerekse ondalık olmayanlar yazılabilir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Peki yuhannanın bahsinde geçen 666 numaralı canavar ile basamakların cilvesinden başka bir şey olabilirmi. ?</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   Bunun cevabı oldukça basittir , İbranilerin babil sürgününde öğrendikleri ve Essene mezhe bi ve roma döneminde seküler bir din haline getirilen Hıristiyanlık tüm bu soruların cevabını verir.47 yıllık babil sürgününde yahuda’ya taşınan çok önemli kavramlar olmuştur.Babil tan rısı marduk ‘un göklerde yeniden kral olacağı zaman ve Perslerden alınan iyilik ve kötülük savaşları.Her ne kadar şifreli anlatımlarda marduk un göksel bir olgu olduğu bilinsede geri dönüş olayı Yahudi peygamberlerin hoşuna gitmedi ve marduk düşman ilan edildi ve marduk u simgeleyen her şey uğursuz olarak ad edildi.Gizlenen bu bilgilere Essene mezhebi sarıldı. Marduk un 60 hanede , aynı rakamın üç kez kullanıldığını  biliyorlardı geriye üçüncü ve son rakamı bulmak kalıyordu, mezapotamya geleneğinde rahip inisiyasyon sisteminin temsilcisi işkur un rakamı 6 olabilirdi.Essene hareketinin çıktığı dönemde İbrani sayı siteminde basa- mak kullanımı yoktur dolayısıyla yan yana yazılan üç rakamın aynı işareti taşımakla birlikte kullandıkları sıraya göre farklı sayıları simgelemesi gibi bir fikre çok yabancıydılar.Bu yanıl gının sonucunda 60 , 600 gibi simgelenmiş rakamları 666 olarak düşündüler.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">   En sonunda marduk un simgelenmiş rakamı yani üç dikey çivi şeklindeki sembol, yeni ahit in yazıldığı yunan alfebesinin sayı sisteminde ve dönemin popüler roma rakamlarında 3 değe ri verilirki Bu Hıristiyanlıktaki üçleme anlamına gelen rakamdır.Şeytanın uşağı olarak 666 rakamı alırken , aynı sistemin yunan ve roma alfebelerindeki karşılığıyla 3 , yani baba oğul kursal ruh canavarı , yani marduk’ u yenilgiye uğratacaklardır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Zecharia Sitchin 3661 çözümlemesini yaparken fundementalist bir İbrani din adamı gibi değil mezapotamya rahibi gibi çözümleme yapmıştır.Oysa yeni ahitin sonuna eklenen 666 geri dönüşün simgesi olarak gösterilmez.Esseniler Marduk  geri dönüşünü müjdeli haber’ e dönüştürmüşler ; kötü babil tanrısı geri dönecek ama bizim tanrımızda aynı anda geri dönecek ve göklerde nihai savaş başlayacaktır olarak revize ederler.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Baba-Oğul-Kutsal Ruh = Anunnaki-Anu-Marduk</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman">     </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/goklere-yazilan-rakam-666/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sitchin Ekolü</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/sitchin-ekolu/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/sitchin-ekolu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 07:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/sitchin-ekolu/</guid>
		<description><![CDATA[        
       1976 yılında IRAS ve Science News tarafından duyurulan 12 gezegenden önce ünlü araş tırmacı Zecharia Sitchin 6 kitap sürecek ve bilinen tüm insanlık tarihini derinden sarsacak araş tırmalarını sırayla piyasaya verir.Yapmış olduğu araştırmalar yetmişli yıllardan itibaren olduk ça ciddi tartışmalara neden olur.
       İlk kitabı 12.Gezegen ismindedir.Bu kitap bilinen ve öğretilenlen dünya tarihinden olduk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman">        </font></p>
<p><font face="Times New Roman">       1976 yılında IRAS ve Science News tarafından duyurulan 12 gezegenden önce ünlü araş tırmacı Zecharia Sitchin 6 kitap sürecek ve bilinen tüm insanlık tarihini derinden sarsacak araş tırmalarını sırayla piyasaya verir.Yapmış olduğu araştırmalar yetmişli yıllardan itibaren olduk ça ciddi tartışmalara neden olur.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">       İlk kitabı 12.Gezegen ismindedir.Bu kitap bilinen ve öğretilenlen dünya tarihinden olduk ça farklı bir teoridir.Gezegen X ‘le ilgili oldukça şaşırtıcı bilgiler verir.Sitchin bu kitabında güneş sistemimizin pluton un ötesindeki bilinmeyen üyesi ,Babillilerin Marduk,Sümerlilerin Nİ.Bİ.RU adıyla adlandırdığı göksel çarpışmanın kahramanı gezegendir.Güneş çevresinde 3600 yıl süren bir yolculuğa sahiptir.Mars ve Jupiter arasındaki asteroit kuşağının hizasından güneşe yaklaşır ve dünyadan parlak kırmızı renkte görünür.Eski uygarlıklar Marduk un farkın dadırlar ve ona duydukları saygı ,yakın doğunun tüm yerlerinde rastlanan kanatlı disk amble mi ile sembolize edilmiştir.Marduk antik tolumlar için tanrıların gezegenidir.Sitchin 12 geze gen adını ve tüm bu kitapta yazdıklarını kendi düş gücünden uydurmaz.Sümerce,Akadca, ibra nice başta olmak üzere tüm eski dilleri okuyup çevirebilir ve beslendiği kaynak eski uygarlık lardır. Sümer astromisine ilişkin tabletler ile Babil dönemine ait silindir mühürlerde Gezegen X le ilgili oldukça fazla metin bulunur.Yıldız yada takımyıldızlarını nitelendirmek için başvur ulan MUL ,kimi zamanda MUL.MUL biçiminde kullanılması , tablet inceleyen bilim adamla rını oldukça şaşırtmıştır.Mezapotamya metinlerinde MUL.MUL ‘un yedi LU.MAŞ içerdiğin den söz edilir, bilginler bunu plasiades takımyıldızının çıplak gözle görülebilir en parlak üye leri olduğunu varsaymışlardır.Ancak yapılan sınıflandırmalarda ,grubun yedi değilde altı ta- kım yıldızı olması durumu bir sorun yaratmaktadır.fakat bu durum MUL.MUL un anlamı için daha iyi fikirleri olmadığı için bir yana itilir.Sitchin e göre iki kez üst üste içeren MUL.MUL doğrudan güneş sistemimizi anlatmaktadır.İçindeki yedi LU.MAŞ yani gezegenlerin çıplak gözle izlenebilen Merkür,Venüs,Mars,Jüpiter ve saturn ün yanı sıra çok uzun sürelerle ortaya çıkan Nibiru/Marduk tu ve dünyayıda içerdiğinde bu son derece mantıklı bir açıklamadır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Sitchin bunlara , bir akad silindir mühründe yer alan 12 gök cisminden oluşmuş güneş sis temi betimlemesini ekler.Ona göre Sümerler çıplak gözle izlenemeyen Uranüs,Neptün ve Plu ton dan da haberdardırlar.Güneş ve Ay ın katılımıyla MUL.MUL un gerçek büyüklüğü 12 gök cismini içerir.Eğer sitchin 12.Gezegende yalnızca bu olgudan yani güneş sisteminin en dışın- da kuyruklu yıldızlara benzer bir yörünge çizen dev ve bilinmeyen bir gezegenden söz ediyor olsaydı , bu denli gürültü çıkarmayacak ; Ortodoks bilim çevrelerinden bu denli sert tepkiler almayacaktı.Ama o çok daha ileriye gitti ;</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      </font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Nibiru gezegeninda biyolojik aktivite dünyamızdan çok önce başlamış ,ve bu sürecin belir li bir aşamasında gezegenler arası yolculuk yapabilecek denli akıllı bir canlı türü ortaya çık- mıştır.Sitchin hesabına göre isa dan 450.000 yıl önce nibiru gezegenimize yaklaştığı sırada uzay gemileriyle yola çıktılar ve iran körfezi dolaylarına eski sümere indiler.Amaçları geze genlerinde yarattıkları yapay atmosferin oluşumunda çok gerekli olan altın ve gümüş gibi de ğerli madenleri dünyamızdan çıkararak kendi gezegenlerine sevk edecek bir konolizasyon ça lışması yapmaktı.Sümerlilerin EN.Kİ adıyla bildiği nefilim çok uzun yıllar boyunca denizler den ve su altındaki bölgelerden altın çıkardılar , fakat işleri istediği gibi yürümedi.Nibiru geze geninden başka yöneticiler gelir ve çalışma şartları değişir.Bu yönetici EN.Ki dir.Sümerin hava tanrısı ve EN.Ki nin kardeşidir.Çalışmalar güney afrikaya kaydırılır.Çok sayıda altın ma deni bulunarak çalışmalar hızlandırılır.Ne varki ağır iş koşulları ve sınırlı ekip nibiru sakinleri olan anunnakileri isyana sürükler ve çalışmalar durur.Ana tanrıça NİN.MAH dünyaya gelir ve EN.Kİ ile birlikte yapılan çözüm önerilerinde dünya üzerinde yaşayan insansı maymun üzerin de bir dizi genetik değişiklikler yapılarak , kendi genlerini kullanarak , verilen emirleri anlayabilecek kendi suretlerinden bir işci soyu yaratırlar.LULU AMELU adlı bu işciler altın arama bölgelerinde çalıştırılacaktır.NİBİRU sakinlerinin ömürleri insana göre uzundur, biyo lojik saatleri kendi gezegenlerinin 3600 yıllık yörüngesine göre ayarlıdır.Bu nedenle onlar in sana ölümsüz tanrılar gibi algılanmasına sebep olacaktır.Eski ahitte yer alan gökten yere inen ler anlamında bu üstün varlıklara anunnaki adı verilecektir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      İlk bakışta bilim kurgu senaryosu gibi görülen bu teori 21 yy. son çeyreğine giren insanlık için yeni değildir.Sitchinden 7 yıl önce İsviçreli bağımsız araştırmacı E.Von Daniken “Tanrıla rın arabaları “adlı kitabında çok eski zamanlarda gezegenimize inen ve kentleri kuran üstün teknolojiye sahip uzaylılardan bol bol bahsetmiştir.Kısa süre içinde Eski Astronot Teorisi adı bile verilmiştir.Ne varki sunulan tezlerin iç bütünlüğü ,gerekse izlenen yöntem açısından 12 gezegen bir çok anlamda Daniken in çalışmalarından farklıdır.Daniken ilk kitabından sonra art arda yayınladığı kitaplarda yalnızca ilgi uyandırıcı ve kafa kurcalayıcı sorular sormakla yetinip , sonradan bu sorulara spekülatif cevaplar vererek Teorinin yara almasını sağlamıştır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Oysa Sitchin’ in kitapları bütüüyle özgün bir yöntem ve bakış açısına dayanır.Sitchin yazdı ğı hiçbir şeyi düş gücüyle uydurmamış Sümer,babil,İbrani,Fenike ve hint metinlerinde anlatı lanları süreçiçinde sistematiğe oturtmuştur.Yöntemsel fark , yaklaşıma dayanır.Bilim adamları tarafından fantezi,mit,efsane olarak ele aldıkları anlatıları tarihsel veriler olarak kabul eder ve 6 cilt sürecek Dünya tarihçesine başlar.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Sümerlerin anunnaki dedikleri Nibiru gezegeninden dünyamıza inen insan üstü varlıkların yaptığı işleri anlatan antik metinler ve binlerce tablete gizlenmiş bulguları doğru sıraya dizip bugünün terminolojisi ile yeniden yazıldığında ortaya çarpıcı bir teori çıkar.Sitchin ‘in önerdi ği alternatif tarih çağdaş bilimin çözmekte zorlandığı iki konuya tutarlı açıklama getirir ; bun lardan biri onuncu gezegen diğeri ise evrim sürecinde üst-insansı atalarımız sapiens’ e ani ge- çişte bilim adamlarının bir türlü bulamadığı eksik halka (missing link) sorunudur.Sitchin’in tez ine göre bu geçis darwin’in önerdiği gibi doğal eleme yöntemiyle değil güçlü bir el yardı mıyla olmuştur.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Altı kitap boyunca anunnaki ırkının dünya üzerinde gerçekleştirdiği kendi aralarındaki iliş ki ve sürtüşmeleri anlatır.Bunu yaparken mezapotamyadan meksikaya kadar uzanan gizemli bir yolculuğa çıkarır.1999 da kozmik şifre yayınlandığında dünyanın son 500.000 yılının kro nolojiside ortaya çıkar.Bu süreç içerisinde dünya tarihine ilaveten tamamlayıcı nitelikte 3 ki- tap daha yayınlar ;</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman">445.000_____EN.Ki önderliğinde Nefilimlerin dünya gezegenine gelişleri ve güney mezapo</font></p>
<p><font face="Times New Roman">                        tanya Eriduda istasyon 1 kurmaları</font></p>
<p><font face="Times New Roman">415.000_____EN.Kİ nin karanın içlerine doğru hareketi ve Larsa’yı kurması</font></p>
<p><font face="Times New Roman">300.000_____Anunnaki isyanı, ilkel işcinin EN.Kİ ve Ninhursag tarafından yaratılması</font></p>
<p><font face="Times New Roman">250.000_____İlk sapienslerin çoğalması ve diğer kıtalara yayılımı</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> 49.000_____EN.Kİ nin sadık hizmetkarı Ziusudra nın hükümarlığı</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> 13.000_____Yaklaşmakta olan 12.gezegenin muazzam gel-git dalgası,insanlı yok etme planı </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> 10.800_____Tufan,Buzul çağının aniden sona ermesi.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      İlk bakışta oldukça çılgın bir teori olarak görünebilen bu tarih antik metinlerin deşifre edilmesiyle oldukça tutarlı bir hal alır.Burda Sitchin’in oldukça başarılı uyarlaması ve mi- toloji sinıfı olarak dikkate alınmayan bilgiler ve papirüslerde yazan bilgilerin deşifresidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      İnsanlığın yaratılışı ile sümet metinlerinde geçen Tİ yani hem kaburga hemde yaşamın özü olarak geçen terimin kutsal kitaplara transferi ve bugünkü tıp sembolüne çok benzeyen birbirine sarılmış iki yılanla ilgili bilgileri daha önce vermiştim.Sitchin ‘e göre bu DNA sar malıdır.Bütün eskiçağ allatılarında altın tanrıların madeni olarak bilinir ve anunnakilerin ya pay atmosferleri için gereklidir.Sümer tabletlerinde yazan bu bilgiyi günümüz bilim dünyası yeni keşfetmiştir.Bütün eski mitolojilerde çok sayıda ölümsüz tanrıdan bahsedilmesi, Sitchin e göre dünya insanından yaşam sürelerinin uzunluğu dolayısıyla ölümsüz görüneleridir.Sümer kral listesinde fantastik sayılabilecek uzun yaşam süreleri dikkat çeker.Eski çağ mitlerinde tan rıların birbirleriyle savaşmaları dünyadaki koloni yönetimlerinde söz sahibi olabilmek içindir ve bu hırsın sonucunda nükler silah bile kullanılır.Sitchin sina yarımadasındaki bilimin açıkla ma getiremediği yanmış ve siyahlaşmış taşların bu savaşın izleri olduğunu öne sürer.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Kitaplarında buna benzer bir çok irili ufaklı ayrıntının dışında Sitchin evrim teorisinde eksik halkanın bilimin hiçbir zaman ulaşamayacağını çünkü bunu genetik bir klonlama olduğu nu söyleyerek büyük bir tartışma başlatır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Sitchin in bu yaklaşımı kutsal kitaplardaki ,  insanı kendi suretinden yaratma anlayışına açıklık getirir.Ayrıca genesis ve enoch kitabında söz edilen yasak ilişkiye dünyalı kadınlar ile anunnaki erkekleriyle yaşadıkları ilişki ve EN.LİL in koyduğu koloni kurallarını ihlali olarak yorumlar.Tufan olayının insana haber verilmemesini buna bağlar.Arkeolojiyle ilgili önemli izler sürer , ve çok önemli bulgulara ulaşır.İkinci Kitabı Gökyüzüne uzanan merdivende Giza daki büyük piramitin firavun Khufu (Keops) ile ilişkilendirilmesini sağlayan tek olgunun, üst odanın duvarına çizilmiş firavunun adını taşıyan kartuşun ün kazanmak için bir arkeolog tara- fından 19 yy. da yaptığı acemice bir sahtekarlık olduğunu tartışma götürmeyecek biçimde kanıtlar.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      </font></p>
<p><font face="Times New Roman">       Dizinin ilk kitabı 12.gezegen okuyucuyu teori ile tanıştırır , ikinci kitap Gökyüzüne uzanan merdivende insanoğlunun ölümsüzlük tutkusuna eğilerek buna bağlı olarak mısırda yoğun laşır, tufandan sonra geniş bir coğrafyaya yayılan insanoğlunu yönetme görevini EN.Ki üstle nir.Sitchin , EN.Kİ nin büyük oğlu Marduk ile msısırın büyük tanrısı RA nın aynı kişi olduğu- nu kanıtlamaya çalışır.Diğer yandan mısır mitolojisinin en temel taşlarından osiris ve seth ‘in savaşını ve Horus’un babası Osiris’in intikamını alışını mısırdaki anunnaki biçiminde teorileş tirir.Üçüncü kitap Tanrılarla İnsanların savaşında ; marduk babası EN:Kİ ye yapılan haksızlığı hazmedememiş ve dünya kolonisine , EN.Ki ailesi olarak el koymak istemiş ,ilk deneme başa- rısız olunca diğer tanrılarca sürgüne gönderilmiş ,tekrar denemesinde babile el koymuştur.Bu savaşta Tanrılar ve insanlar yan yana savaşacak ,diğer anunnaki bu olayı durdurmak için İ.Ö 2048 de nükleer silah kullanmak durumunda kalacaktır.Dizinin dördüncü kitabı Yitik krallık ta Nibirunun ihtiyacı olan madenleri çıkarmak üzere üzere dünyanın diğer uçlarındaki yeni kaynaklara yönenilmiş , And dağlarında,Titikata gölü,ve orta amerilkada yeni yerleşim bölge leri oluşturulmuştur.Afrikada yaratılan işcilerin bu bölgelere taşınmasını EN.Kİ ailesinden Thoth üslenmiştir.Mısırda yazının ve bilgeliğin  tanrısı olarak bilinen Thoth , Sitchin’e göre Meksikanın Quetzalcoatl/Kukulkan ve And dağları ‘nın Viracocha adlı tanrısı ile aynı kişidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Beşinci kitap zamanın başlangıcında Astronomi ve takvimlerin doğuşuna uzanır.Dizinin son kitabı ise eski metinlerdeki gökyüzü haritalarında ,tapınaklarda ,hatta DNA nın yapısında bulunan şifreleri araştırdığı The Cosmic Code ile gelir.İlerleyen zamanlarda Başlangıca dönüş ,Tanrıyla Karşılaşma , Enki nin yitik kitabı adlı tamamlayıcı kitaplarını yayımlar.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Sonuçta üzeri kolayca çizilemeyecek yapıtlar oluşturur.Özellikle Anunnaki teorisi bir yana bırakılsa bile onuncu gezegen nibiru hakkındaki teorisi son derece çarpıcıdır.Gezegen X tartış malarına oldukça önemli bir boyut getirmiştir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Sitchin yazdığı kitaplar için oldukça yoğun eleştiri almıştır.Bunlardan en önemlisi Dünya tarihçesini Eski ahite uydurma çabasıdır.Yahudi olması onu doğru bilgi ile yanlış çıkarıma sevk etmiştir.Son iki kitabını Exodus ve Genesis’e uydurmaya çalışmış olması onun en büyük hatasıdır ve bunu kasıtlı olarak yapmıştır.kaldıki tarih sahnesinde Mısırda Yahudi ırkı diye bir kavmin yaşadığı kanıtlanamaz.Bu sadece bir mit’tir.Sitchin bunu yapmasındaki amacı Yahudi ırkını Sümerlilerin mirascısı konumuna getirerek üstün ırk yaratma sevdasıdır.Sitchin’in açtığı yol dan yürüyenler onun açtığı teoriyi çelişkiler yumağının farkında olup teoriyi revize etmişlerdir Bunlardan En önemlisi Alan Alfrord , Eski ahitte bulunan ve Stchin ‘in Anunnakilerin başına yerleştirmiş olduğu Yahve sorunsalını aşmıştır fakat onada daha sonra sihirli bir el değmiş oda teoriyi incili doğrulamak için kullanmıştır.sitchin teorisinde Atlantise değinmemiş olması eski ahitte atlantisin geçmemesidir ki, Atlantis miti somut olmayan fakat yerkabuğu hareketle rini doğrulayan bir teoridir.Konuyla ilgili olarak vermiş olduğum Gerçeği bileceksiniz yazım tamamen Eski ahit doğrulama ve tarihsel sürecinden arındırılmış bir yazı olmakla beraber bir çok araştırmacı teoriyi revize etmektedir.       Önemli olan şey hiçbirşey bilmediğini düşündüğü- müz eski insanı cahil olarak yargılamamaktadır. Nihayetinde bilimin bugün yeni çözdüğü bir çok konu silindir mühürlerde yazılıdır.Eski ahitten arındırılmış stchin teorisi evrim sürecinde ki missing link (eksik halka) hakkındaki en önemli ve somut verilere dayalı bir teori olup bu teorinin doru veya yanlış olduğu en geç maya takvimine göre belli olacaktır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     William Irwin Thompson  tarihin Kıyılarında adlı müthiş kitabında sorduğu gibi </font></p>
<p><font face="Times New Roman">“ ya dünyanın tarihi bir mitse , ama bu mit , dünyanın gerçek tarihinden geriye kalanlarsa.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/sitchin-ekolu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bible Code</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/bible-code/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/bible-code/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 22:26:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/bible-code/</guid>
		<description><![CDATA[     Şimdiye dek yazılmış kitapların en etkilisi İncil , bazı sırları hem Romalılardan hemde yahudilerden korumak amacı ile şifreli yazılmıştır.
     19 yy başlayan arkeolojik gelişmelere kadar kökleriyle ilgili bilinen her şey rahipler tarafın dan sansürlenmiştir.Bireylerin azizlik mertebesi veya idama bu kitap’a dayandırılarak yapıl mıştır.
     Bugün deşifre olmuş olan İncil , farklı kültürlerden alınmış mitler,efsanelerin içine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman">     Şimdiye dek yazılmış kitapların en etkilisi İncil , bazı sırları hem Romalılardan hemde yahudilerden korumak amacı ile şifreli yazılmıştır.<br />
     19 yy başlayan arkeolojik gelişmelere kadar kökleriyle ilgili bilinen her şey rahipler tarafın dan sansürlenmiştir.Bireylerin azizlik mertebesi veya idama bu kitap’a dayandırılarak yapıl mıştır.<br />
     Bugün deşifre olmuş olan İncil , farklı kültürlerden alınmış mitler,efsanelerin içine herme- tizm katılmış karma karışık metinlerdir.Bir çok bölüm zaman içinde anlamı unutulduğu için yanlış yorumlamalara sebebiyet vermiş, diğer bölümlerin yorumlamaları ise tamamen doğma tik ve politiktir.<br />
    İncil araştırmacısı pat Eddy ye göre ; bu dejenerasyonun en önemli amacı isanın eski ahitte kehanetlerle dolu olduğunu göstererek ,Musevilere Hıristiyanlığı çekici hale getirmektir.Hı- ristiyanlar bireylere papaz okullarına başlamalarından itibaren isanın doğumunun, ölümünün ve hayattaki önemli olayların eski ahit kehaneti olduğu öğretilir.Ama bu iddia sorgulanmaz.<br />
    İncil araştırmacıları bu tür bulduklaı veya deşifre ettikleri şeylere düzeltme adı verirler.Hal buki inisiye olmayan birisinin incili anlaması mümkün değildir.<br />
    Yeni ahit te ; isanın kendisinin bile sır sakladığı ima edilir.Matta 13-10 “ öğrenciler isya yaklaşıp ‘neden onlarla simgesel öykülerle konuşuyorsun “ isa yanıtlar ; göklerin hükümdar lığına ilişkin gizleri bilebilmek sizlere verilmiştir ama onlara verilmemiştir.Çünkü az malı olan herkese dahada çok verilecek ,hemde arttırılacak, ama bir şeyi olmayandan elindeki bi le alınacaktır.Bunun için onlarla simgesel öyküler kullanarak konuşuyorum.Çünkü bakıyorlar ama görmüyorlar ,işitiyorlar ama duymuyorlar.</font><font face="Times New Roman">    Markos 4:33 te ; Simge kullanmadan bir şey anlatmadı.ama öğrencilerine özel olarak her şeyi açıkladı.herşeyi açıkladımı ? isa neyi açıkladı ? yeni ahitte sadece simgesel öyküler an latıldığından bütün sırların halka açıklanmadığı bellidir.</font><font face="Times New Roman">    İncilin ortaya çıktığı zamanlarda bir çok gizli örgüt ve mezhebin antik sırlara sahip olduğu bilinir.Gizem okulları denilen bu organizasyonlar halk tarafından anlaşılmazlar.Yazınsal ürün ler sembolik ve şifrelidir.<br />
   İkinci binyılın başından roma kilisesine kadar geçen süre hizipleşme ve çelişmelerle dolu-dur. Daha çarmıh olayı yani ; ilk öldürülen olayı olmadan önce bile isa ve vaftizci Yahya inanan ları arasında şiddetli tartışmalar vardır.Bunun sonucundada Yahyanın kabul görmeyen öğreti si din olarak ortaya çıkar.İlk orijinal metinlere göre Mesih isa değil Yahyadır.Bu kav-ram .erken dönem kilisesi tarafından isa olarak değiştirilmiştir. Bu öğreti ırakta yaşayan mandayan lar tarafından hala devam ettirilmektedir.</p>
<p>     Musevi toplumu ve Hıristiyan toplumu ve gerek Hıristiyanların kendi içlerindeki hizipleş- meler çarmıh olayından sonra dahada hızlanır.Mecdeli Meryem ile kuzeydeki halka mesaj götüren pavlos arasında bile çok güçlü çekişmeler vardır.galatyalılara mektup 5 : 12 de pavlos un sünnetle ilgili devam eden tartışmalardan çok sıkıldığını için şunu söylediği anlatılır :                      Dilerim sizi tedirgin edenler sonuna kadar gitsinler ve kendilerini hadım etsinler.</p>
<p><font face="Times New Roman">    Erken dönem Musevi Hıristiyanlar ,sert Musevi kanunları uygulamanın kurtuluş için gerek- li  olduğunu savunurken ,Pavlus kurtuluşun sadece inanç ile olacağını ve Musevi uygulamala- rının Hıristiyan olmayı engelleyeceğini söyler.<br />
     Üçüncü yüzyılın sonlarında ,Hıristiyanların sayısı ,Musevi Hıristiyanları geçer ve asıl muse- vi ve Musevi Hıristiyanları kafir olarak damgalamaya başlar.<br />
     Lyon piskoposu Irenaeus , bu insanları kafirlikle suçlar .İsanın kendisi esensi ve iki asır önceki zadokistler gibi yorum yapmakla suçlar.Ireneeus yeni ahitteki mektupları ve havari pavlusu red eder.Nasıralılar pavlusu dininden dönmekle ,sahte havari ilan ederler.Pavlusun yazıları pa- ğandır.<br />
     Columbia üniv.Dr.Elanine Pagels , Hıristiyan dinini sapkın biçimlerinin ilk yıllarda ortaya çıktığını ve kudüsten roma ya kadar bir çok farklı kilisenin gerçek öğreti adı altında öğreti öğ rettiğini söyler.Süreç içerisinde kendini misyonerliğe odaklayan roma kilisesi ile diğer kilise ler arasında öğreti savaşları başlar.Romanın işgalinden sonra kiliseye dokunulmaz fakat kilise bir çok farklı öğreti ile savaşmak durumunda bırakılır.<br />
Bu gruplardan bir tanesi ,Tanrı ve dünyanın gizemlerini kesinlikle anladıklarını iddia eden<br />
Gnostik ‘lerdir.Gnostik anlayış sadece entelektüel araştırma ile değil sert inisiye eğitimleri ve sezgisel deneyimleri ile kazanılmaktadır.Kilise gnostikleri özellikle tehlikeli görür.Çünkü gnostikler tanrı sözünü yorumlamak için bir rahipler hiyerarşisi bulunması gerektiğini red ederler.Yunanca bilgi anlamaına gelen gnosis kelimesinden türeyen adıyla gnostisizm büyücü simon tarafından birinci yüzyılda kurulmuştur.Simon daha sonra kafirlerin babası olarak anıl mıştır.Simon , insan ruhunun fiziksel bedenin dışında varlığını sürdürdüğü ve bu yüzden evrensel bilgiye ulaşabileceğini bilginin dünyaya tanrısal boyuttan geldiğini söyleyen socrates gibi yunan filozoflarının fikirlerini iletir.Diğer önemli gnostik , erken Hıristiyan döneminde yaşamış Mısırlı Hıristiyan basilides tir.Mezapotamya gizemini Hıristiyanlık ile birleştirmeye çalışmıştır.<br />
     İranlı Zerdüşt; kendi gnostisizm anlayışını isadan 500 yıl önce oluşturmuş ve yaymıştır. Ye dinci yüzyılda Müslüman istilasına kadar devam etmiştir.İlk olarak anadoluya ordan Suriye ve babile yayılmıştır.Burdan Filistin ve mısıra geçmiştir.Gnostik kitaplar (kurman ve nag hamadi yazıtları) çok erken dönemde ortaya çıktığını ve Hıristiyanlığın ,gnostisizm in bir kolu olduğu açıktır.Gnostisiz aslında dinsel varoluşculuktur.MS 325 e kadar Romalı piskoposların kafirlik olarak nitelendirmelerine kadar devam etmiştir.Gnostisizm , inanç yoluyla kişisel bir içsel ay- dınlanmanın olabileceği anlayışıdır.Eğitim uzun süren inisiyasyon süreçleri ,hassas antik bilgi ve semboller ve alegoriler sayesinde aktarılır.Hıristiyanlık bunun bir örneğidir.yeni ahitin tamamı aslında gnostik eğitim için gizli yöntemleri açığa çıkaran bir metindir.</font></p>
<p></font><font face="Times New Roman">      Gnostisizim , esseniler olarak bilinen erken dönem çileci musevi mezhebi için önemli rol oynar.Bu erken dönem eseniler ,farisiler ve sadukiler arasında sürekli çatışmalar çıkar. Sonun- da esseniler kudüsü terkederek ölü denizin kuzeyindeki kumran da bir manastır kurarlar.     </font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Esseni toplumu ikiye ayrılır evli olanlar ve olmayanlar.kullanılan tüm eşyalar ortaktır. Günümüz hıristiyan düşüncesinin essenilere duyduğu en büyük öfke kendi içlerindeki komü-nist yaşam tarzıdır.Erken dönem tüm hıristiyan topluluklar komünisttir.Yunanda görülen Hermetik geleneklere bağlı olarak yaşarlar.</font><font face="Times New Roman">      İsa beyaz kardeşlik sisteminde inisiye olmuştur.İncil araştırmacısı gadner, daha sonraları hall ın açıklamalarına göre isanın annesi ve babası olan meryem ve yusufta ,nisiyedir.      </font><font face="Times New Roman">      Hıristiyan dünyasının bunu red etmesinin nedeni gnostisizm ve essenilerin kendi katı doğmalarını rahatsız etmesidir.</font><font face="Times New Roman">     İncil cevirmenlerinin yorumlarının akside isa nasıra dan gelmedi cümlesinide duymak onları çok rahatsız eder.nasıra ingilizce nazarene kelimesi ibranice nozrim kelimesinden türemiş nazrie ha-brit ifadesinin çoğulu olup anlamı eski ahit koruyucusu demektir.</font><font face="Times New Roman">dönemin tüm askeri kayıtlarının incelenmesine karşın nasıra diye bir kasaba bulunamaz.</p>
<p></font><font face="Times New Roman">Esseniler , ezoterik bilginin koruyucusu ve isanın inisiyatörleri ve eğitmenleridirler.İsa Pythagaros ile aynı melkisedek tapınağında inisiye olmuşlardır.</font><font face="Times New Roman">&#8221; ibranilere mektup 6 : 20 &#8216;mesih önderimiz olarak oraya gitmiş ,melkisedek düzenine göre sonsuzluk boyunca başrahip niteliği almıştır. &#8220;</font><font face="Times New Roman">incilde geçen cüzzamlı ve kör kelimeleri esseni geleneklerine inisiye olmamış kişiyi ifade eder. körün iyileştirilmesi veya topalın iyileştirilmesi gibi ifadeler yoldan uzaklaşmış insanların yeniden yol a dönüşünün sembolüdür.toplum tarafından aforoz edilmiş birinin tekrar topluma kabul ettirilmesi ölünün diriltilmesidir.murdar tanımı ,sünnet olmamışı , hasta ifadesi toplum ve devlet tarafından gözden düşmüş insandır.</p>
<p>1947 yılında ölüdeniz parşömenleri bulunana kadar esseniler hakkında hiç bilgi yoktur.1947-60 arasında toplan 10 mağaradan 800 el yazması toplanmıştır.bunlardan 170 tanesi eski ahitle ilgili çalışmalar için yazılmış olanlardır.bu parşömenler bedevi çoban tarafından bulunmuş ve filistin deki rockafeller müzesine yahudilere gösterilmemek şartıyla verilmiştir.işin garibi rockafeller yahudidir ve daha sonra bu topraklar yahudiler tarafından işgal edilmiş ve Yahudi-lerin eline geçmiştir.</p>
<p><font face="Times New Roman">     Ölü deniz parşömenlerinin  Esseni yazarları Kudüstekiilk Hıristiyanlar üzerinde güçlü etki leri vardır.Bu Hıristiyanlar bir süre sonra pavlos un ve Filistin dışındaki takipçilerinin teoloji sinden uzaklaşmaya başlarlar.Parşömenlerde bulunan eski ahit yorumlamaları’nın Kudüs hıris tiyanlarının yorumlarıyla son derece benzer olması en büyük kanıttır.</font></p>
<p></font><font face="Times New Roman">     Hıristiyanlık içindeki çatışmalar Roma imparatoru constantine tarafından elde tutulan coğ- rafyalar üzerinden kült ithaliyle şekillenir.Roma halkı hükümdarlarını Neptün ve Pluton gibi tanrısal özelliklere sahip olarak bilinirdi.Constantin kendi konumunu koruyarak Hıristiyanlık içinde bulunan güneşe tapınma gibi pağan inanışları kaldırır.Kendine göre çeliklilerini düzel- tir.Amacı ortak ve birleşik din yaratmaktır.Katolik kelimesinin anlamı budur.katolik evrensel anlamına gelir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    M.S 325 de İznik konseyinde bu girişimler önlenerek mühürlendi ve Arias dövülerek dışarı çıkartılır.Arianlar  kafir ilan edilir, ve denk üç parçası bulunan bir tanrıyı Baba,oğul ve kutsal ruh ‘u savunan İznik konseyinin amentüsü bugüne kadar geldi.Bir yıl sonra constantine yeni gelenek yapısını sorgulayanları ortadan kaldırır.Lateran sarayını Roma piskoposuna verir .</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     M.S 331 yılında daha önceki zulümlerde kaybolan metinlerin yeni kopyalarının yapılması nı ister.İncil araştırmacıları Baigent, Leight , Lincoln bu konuda şöyle der ; Muhtemelen yeni ahitteki o metinler o dönemde yazılmış ve isa bugünkü konumuna getirilmiştir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/bible-code/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Etten Kemikten Olanların Sonu</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/tum-etten-kemikten-olanlarin-sonu/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/tum-etten-kemikten-olanlarin-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jan 2008 15:23:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaradılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/tum-etten-kemikten-olanlarin-sonu/</guid>
		<description><![CDATA[   
        İnsanoğlunun kendi yazılı tarihi öncesinde bir tarih olduğu bilmecesi genel olarak hatıra- lara dayanır.Sebebi ise sürenin uzunluğu ve kayıt biçimlerinin ilkelliğidir.
        Mezapotamyadaki tanrılar mekanına taşınmasından önce Aden bahçesinde Adem ve hav vanın hikayesi ,
RAB Tanrı Adem&#8217;i topraktan Yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.  Tekvin 2:7
RAB Tanrı doğuda, Aden&#8217;de bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman">        İnsanoğlunun kendi yazılı tarihi öncesinde bir tarih olduğu bilmecesi genel olarak hatıra- lara dayanır.Sebebi ise sürenin uzunluğu ve kayıt biçimlerinin ilkelliğidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">        Mezapotamyadaki tanrılar mekanına taşınmasından önce Aden bahçesinde Adem ve hav vanın hikayesi ,</font></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">RAB Tanrı Adem&#8217;i topraktan Yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.  Tekvin 2:7</font></em></strong></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">RAB Tanrı doğuda, Aden&#8217;de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem&#8217;i oraya koydu. Tekvin 2:8</font></em></strong></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">Ona, &#8220;Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin&#8221; diye buyurdu, Tekvin 2:16</font></em></strong></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün. 2:17</font></em></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong>         </strong>İki hayati meyve karşısında sadece biri insana yasaklanır.Sapiens serisi sadece bilme ağacına yasaklanmıştır.Tüm eski teologlar bunu  insanın düşüşü olarak yorumlar.Ama bu düşüş nedir.Birden bire ortaya çıkan yılan ,tanrının uyarılarına karşı çıkar ve insanı neden ayartır.</font></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">RAB Tanrı&#8217;nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, &#8220;Tanrı gerçekten, &#8216;Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin&#8217; dedi mi?&#8221; diye sordu. Tekvin 3:1</font></em></strong></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız. Tekvin 3:5</font></em></strong></p>
<p><strong><em><font face="Times New Roman">Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. Tekvin 3:6</font></em></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong><em>İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük</em></strong><strong> yaptılar. Tekvin 3:7</strong></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong>      </strong>Bilme ağacı nedir ?  ve bunu yiyen niye çıplak olduğunu kavrar. ?</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Dünyalıların aden bahçesinden atılmasına neden olay , ilk insanın bilme ağacından yemesidir. Bilme ağacı yenebilir bir nesne olmayıp ilkel insanın bilgi ye sahip olmasıdır.İlkel insan olay la ilgili olarak yılanı suçlar.Eski ahitteki bu hikayenin mezapotamyada bire bir tam karşılığı bulunamamış olsa bile , olayın mekanı ve zamanı belli olduğu için , Tanrıların evi ,(yaşamdan olan , kaburgadan olan) kelime oyunları bizi ANU’ nun evine bilme ağacı ve hayat ağacına çe ker.Ahitteki ilahın sözleri Sümer metinleri ile aynıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Sümer silindir mühürlerinde  resmedilmiş ilkinsan tasviri ; bu resimlerde tanrılarına çırıl çıplak hizmet ilk insanlar resmedilir.Bunun anlamı ilk insanın tanrılar için yeni evcilleştiril miş canlılar olduğudur.Bilme eksikliği ilkinsanın çıplak gezmesi ve cinsel ilişkiye girememe simidir. ?</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Gılgamış destanı gibi sümerce metinlerde cinsel ilişki biçiminin vahşi-insan ve beşeri insan arasındaki farkın açıklandığı görülür.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">“Uruk halkı ,steplerin derinliklerinden gelen barbar herif yani vahşi enkidu’yu uygarlaştırmak için bir zevk kızının hizmetine başvurdular ve onu su çukurunda Endiku ile buluşmaya ve ol- gunluğunu ona sunmaya gönderdiler.” </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Enkidunun hayvanlarla ilişki kurmasını önlemek için bu şarttı.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Enkidu kızın göğsünü açtı çıplak etti</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Ve onun olgunluğuna sahip oldu</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Kız ona , vahşiye bir kadının görevi</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Gibi davrandı</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">6 gün 7 gece sonra kızın büyüleyiciliğinden doyduktan sonra eski oyun arkadaşlarını hatırladı.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Yüzünü vahşi hayvanlara döndü ama</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Onu gören ceylanlar kaçtı.</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Stepin vahşi hayvanları</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Onun bedeninden gerş çekildiler.</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">    İnsanla cinsel ilişki enkidu da derin izler bırakır.Tüm değişim metinlere yansır ,</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Artık görüşü vardı, daha geniş bir anlayışı</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Fahişe ona ,enkidu ya dedi</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Biliyorsun enkidu</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Bir tanrı gibi oldun</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong>     </strong>     Bu mezapotamya kayıtları Eski ahite girmiştir.Burda sormamız gereken soru adem ve havanın hayvanla cinsel ilişki kurmayı bıraktıktan sonra <strong>niye ilahi gazaba</strong> uğramalarıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">         Eski ahite aktarılan metinlerde ;</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">RAB Tanrı kadına, &#8220;Çocuk doğururken sana Çok acı çektireceğim&#8221; dedi, &#8220;Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın, Seni o yönetecek. Tekvin 3:16</font></strong></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Adem karısına Havva adını verdi. Çünkü o bütün insanların annesiydi. Tekvin 3:20</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">      Eski ahitte bilme kelimesi ahit boyunca cinsel ilişkiyi ve cocuk edinmeyi anlatır.Sapiens in ilk temsilcilerinin üreyememeleri şaşırtıcı gelmemelidir.Nefilimler kendi genetik özellikle rini kullanarak ortaya çıkardıkları yeni tür bir melezdir.Akraba olsalar bile iki farklı tür arasın da bir çaprazlamadır.Tıpkı (bir kısrak ve eşek arasındaki çaprazlama gibi) olan katır gibi.Böy lesi memeliler kısırdır.Yapay döllenme veya farklı metodlarla üremeleri sağlansa bile katırlar üreyemezler ve başka bir katır doğuramazlar.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Güney elam da bulunan mağaralarda bulunan resimlerde doğum tanrıçası Nintinin önünde sıra halimde bekleyen insanların niye çizildikleri merak konusudur.?</font></p>
<p><font face="Times New Roman">      Enki mükemmel modeli yani Adapa/Adem üretmeyi başardıktan sonra , sümerce metinler de seri üretim tekniklerinden bahsedilir.Melezlerin üreyememesi yakın zamanda keşfedildiği üzere ,hücrelerdeki bir yetersizlikten kaynaklanır.Tüm hücreler sadece 46 kromozom içermek teyken ,insan ve diğer memeliler, cinsiyet hücreleri 23 kromozom içerir.Ama bu özgün özellik melezlerde görülmez Onları normal yapacak çalışmalar çalışmalar yapılmaktadır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Sıfatı yılan olan tanrının insanlık için başardığı bumudur.?</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Ahite yansıyan yılanın bildiğimiz yılan olmadığı açıktır.Kökleri Sümer tanrısı olan, bilen ve savaşan yüksek mevkide bulunan bir tanrıdır.Konuyla ilgili Sümer metinleri ahitteki ilah ve yılanın Enlil ve Enki yi temsil ettiğini düşünmek oldukça mantıklıdır.Enli ve Enki hikayesin de Dünya komutanlığına Enlil in atanmasından sonra ,Enki uçuş kontrol merkezinde kalır ve aşağı dünyanın madencilik işlerini yönetir.Anunnaki isyanı Enki ve oğlu Ninurtaya karşı yapıl mıştır.isyancıların sözcüsü ise Enki dir.İlkel işcilerin yaratılması ve üslenilmesi Enki fikridir. Metinlerde Enki her zaman insanın yanında ,Enki ise dolaylı olarak ıslah edilmesi ,yani baskı altında tutulması taraftarıdır.yeni insanı cinsel açıdan bastırılması ve kontrol edilmesi şüphe-siz Enki dir.Eski ahitte yılan için kullanılan terim <strong> nahaş</strong> tır.Nahaş , NHSH kökünden gelen deşifre edebilen ,şeyleri arayıp bulabilen demektir.Bilgi tanrısı Enki ye doğrudan uyar.Meza potamya metinleri ile ademin hikayesi arasındaki paralelliği S.Langdon ortaya çıkarmıştır. Sümer silindir mühürlerinde bulunan , bir dala sarılmış ağzında onun meyvasını tutan bir yı- lan ve göksel sembolleri gösteren , Anu’ yu temsilen geçiş gezegeni , yılanın yanında ise En kiyi temsilen Ay hilali vardır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Tüm bulgulardaki sonuç ; insana bilmeyi bahşeden Enki den başkası değildir.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Onun için geniş anlayışı mükemmelleştirdi</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Bilgelik verdi</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Ona bilgiyi verdi</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Ebedi hayat vermedi ona</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">      Aden bahçesindeki çatışmalarla ilgili bilgi bulunmaz.Modern tıp’ın sembolününde çubuğa sarılmış yılan olduğuda dikkat çekicidir.İnsan bilmeyi öğrendikten sonra eski ahit ondan adam diye bahsetmeyi bırakır ve adem diye bahsetmeye başlar.Yolların ayrılması insanın tanrıların aptal bir kölesi olmaktan kendisine bakan bir kişi olması tekvin bölümünde insan tarafından alınan bir karar değil ,ilahın verdiği verdiği cezanın dayatması olarak tarif edilir.Kaynaklara göre , insanın bağımsız mevcudiyeti nefilimlerin kendi bahçelerini kurdukları zargos dağların da başlamıştır.Tanrıların mekanından sürülmüş  ölümlü bir hayat sürmeye lanetlenmiş ama üreyebilen insan , üremeye başlar ve bununla ilgili anlatılar bulunur. Tanrıların sümerde yan lız oldukları o ilk dönemleri tarif eden sümerce metinler aynı kesinlikle daha sonraki zaman larda ama tufan dan önce insanların sümerdeki hayatınıda tarif eder.Tufanın sümerce orijinal hikayesinde nuh dünyaya indiklerinde nefilimler tarafından kurulan yedinci şehir olan Şupur ak lı bir adam olarak adı geçer.Demekki mezapotamyadan kovulan insanın tekrar orda yaşama sına izin verilir.Eski ahitte tufan sürecine kadar olan bölümde insan nesliyle ilgili örnekleme ler verilir.Bu döneme kadar insanlık hakkında olumlu bilgiler verilmez.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. Tekvin 6:5</font></strong></p>
<p><strong><font face="Times New Roman"> İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı. Tekvin 6:6</font></strong><strong><font face="Times New Roman"> </font></strong></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">&#8220;Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım&#8221; dedi, &#8220;Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.&#8221; Tekvin 6:7</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong>        </strong>Nuh tufanıyla ilgili gerek bilginlerin gerekse ilahiyatçıların tatmin edici cevapları bulun maz.<strong>Etten</strong> teriminin tüm suçlamalarda kullanılması yozlaşmalar için kullanılmıştır.Anlaşılan o ki cinselliği keşfeden insan sex manyağı olmuştur.Fakat nefilimler için insanoğlunun yeryü zünden silmesi için karılarıyla sevişmesi kabul edilebilir bir sebep değildir.Mezapotamya metinlerinde tanrıların özgürce sevişmelerinden bolca söz eder.Nefilimlerin amacının insan ahlakı için kaygılanması pek mantıklı değildir.Tekvin 6 bap tamamen kafa karıştırıcıdır.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu. Tekvin 6:1</font></strong></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">İlahi varlıklar insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler. Tekvin 6:2</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">         Bu dizelerde netleşmiş olduğu üzere nefilimlerin çocukları dünyalıların nesilleri ile cinsel ilişkiye başladıklarında işte o zaman dur deme vakti gelmiştir.</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">RAB, &#8220;Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür&#8221; dedi, &#8220;İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.&#8221; Tekvin 6:3</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">      Bu cümle binlerce yıl muamma olarak kaldı fakat genetik manipülasyonla ilgili çıkarım sonucunda oldukça anlam kazanır.Tanrıların ruhu , yani insanoğlunun genetik açıdan mükem melleşmesi bozulmaya başlamıştır.İnsanlık yanlış yola sapmıştır dolayısıyla etten beden olma ya yani hayvansal köklerine geri dönmüştür.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Artık Eski ahit’in zürriyetinde saftı…dürüst adamdı dediği nuh ile diğer bütün beşer insan arasındaki fark ortaya çıkar.Genetik saflık hem insanda hemde nefilimlerde bozulmaktadır.Bu nun önüne geçebilmek için nuh tufanı denen olaya karar verilir.Bununla ilgili tüm detaylar Es ki ahitte mevcuttur.Bu hikayede mutlu son’a kadar çelişkiler mevcuttur.Yedinci günün sonun da nefilimler ani bir kararla insanoğlu ve diğer yarattıkları zürriyetlerin yok olmasından vazge çerler.İnsanoğlunun kötü düşüncelerini gençliğe verme bahanesi ile her şey bir yana bırakılır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">     Ahitte anlatılan tufan , orijinal sümerin kısaltılmışı olması hikayenin doğruluğu konusunda şüpheleri ortadan kaldırır.Sümerdeki birkaç tanrı tarafından oynanan roller teke düşürülmüş- tür.Mezapotamya uygarlığının arkeolojik bulguları deşifre edilene kadar hikaye sadece eski ahitte bulunmakta olup sadece dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış mitolojiler tarafından des teklenmekteydi.Mezapotamya tufan hikayesinin baş kahramanı tufandan sonra orada mutluluk içinde yaşadığı tanrıların göksel mekanına götürülen Sümerli ziusudra dır.Akadça Utnapiştim.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">    Gılgamış ın en sonunda utnapiştim tarafından tüm tufan sonrası insanlığına ,hayatta kalışı nın sırrını , gizli bir mesele ,tanrıların sırrı olarak açıklar.Upnapiştim e açıklanan sır ,tanrılar tarafından alınan kararın Enki tarafından insanoğlunun yok edilmesini engellemek için Şurup pak ın hükümdarı olan gizlice bilgi vermesi ile açıklar ,</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Şuruppaklı adam ,ubar-tutu oğlu</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Evini yık,gemi yap</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Malını mülkünü bırak,canını kurtar</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Mallarını düşünme ,hayatını kurtar</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Gemiye tüm canlı şeylerin tohumunu yükle</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">        Eski ahitle benzerlikler oldukça fazladır.Fakat babil versiyonu daha akla yatkındır.Yok etme kararı ve kurtarma çabası aynı yaratıcının değil farklı yaratıcıların fikirleridir.Enki diğer kardeşlerine karşı cıkarak insanlığı kurtarmak için kardeşi enlil ile rekabete girmiştir.İki kardeş arasındaki bu bu çatışmanın varlığı tufan hikayesinde açıklanmaktadır.Utnapiştim, En kiye şu bariz soruyu sorar , Utnapiştim geminin yapımını ve tüm malı mülkü terk edişini şu-pur aktaki vatandaşa nasıl açıklayacaktı.Enki şu öğüdü verir ,</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Onlara şöyle diyeceksin</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Enlil in bana karşı düşmanca olduğunu öğrendim</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Demek ki şehrinizde kalamam</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Ayağımı enlil in toprağına basamam</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Öyleyse absu ya gideceğim</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Efendim Ea ile birlikte oturmaya</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><strong>       </strong>Utnapiştim sağaı dünyaya yelken açmaya orda efendisi Ea/Enki ile oturmaya gideceği bir gemi inşa eder.Geminin inşasında haklıda yardım eder.Yedinci günde gemi hazırlanır.Gemi hazır olunca eski ahittekine pararlel hazırlıklar yapılır.Kendisi gelen bir sinyal üzerine gemi ye binecektir.Enki bu sinyali ona  : Şamaş, yani ateşli roketlerden sorumlu ilah tarafından sap tanacak belirli bir zamanda.Şamaş tarafından bir uzay roketinin ateşlenişi olduğu anlatılan bu sinyal gerçekleşir ve meclisin istediği olur.Daha sonra eki ahit in baş tanrısı yahve insanı hatır lar ve yokolmasına engel olur.Bu babil versiyonunda Büyük tanrıçadır.Nefilimler arasındaki tartışmalarda Enki suçlanır ve , “tanrıların sırlarını açığa vuran ben değildim, tek bir insanın son derece akıllı olan bir insanın kendi bilgeliği ile tanrıların sırlarını anlamasına izin verdim.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">       Tüm bunlar ve detayları gılgamış destanında anlatılır.Destanın bir bölümü kayıptır.Ama genelde insanlığa ne olmuşt.? Eski ahit daha sonra insanoğluna semereli olun ve çogalın iznini verdiği ve onları takdis ettiği iddiasıyla son bulur.Mezapotamya versiyonunda ise insan oğlunun üremesiyle ilgili dizelerle son bulur.Bir kategori oluşumundan bahseder; </font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">İnsanlar arasında bir üçüncü kategori  olsun</font></strong><strong><font face="Times New Roman">İnsanlar arasında</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Doğuran kadınlar ve doğuramayan kadınlar olsun.</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">Cinsel ilişki için yeni düzenleme vardır ;</font></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">İnsan ırkı için düzenlemeler</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Erkek…genç bakire</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Genç bakire….</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Genç adam…genç bakireye</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Yatak serildiğinde,</font></strong><strong><font face="Times New Roman">Eşi ve kocası birlikte yatsınlar.</font></strong><font face="Times New Roman">Enlil yol üstünden çekilir ve insanlık kurtularak üremesine izin verilir.Tanrılar dünyayı insana açmışlardır.</font><strong><font face="Times New Roman"> </font></strong><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><strong><font face="Times New Roman"> </font></strong><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/tum-etten-kemikten-olanlarin-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Akhenaton</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/akhenaton/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/akhenaton/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 02:05:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/akhenaton/</guid>
		<description><![CDATA[Amenhotep IV olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe Tiye ve Amenhotep III&#8216;ün genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis babasından önce ölünce tahtı önce ortak oldu sonra da MÖ.1353-1336 ya da MÖ.1352-1334 yılları arasında (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Eşi Nefertiti&#8216;ydi. İsimleri:

Amenhotep (doğumda verilen ismi)
Amenophis (isminin yunan gezginlerce söylenen hali)
Nefer-kheperu-Ré( Ön [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amenhotep IV olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe <a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Tiye&amp;action=edit" title="Tiye">Tiye</a> ve <a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Amenhotep_III&amp;action=edit" title="Amenhotep III">Amenhotep III</a>&#8216;ün genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis babasından önce ölünce tahtı önce ortak oldu sonra da MÖ.1353-1336 ya da MÖ.1352-1334 yılları arasında (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Eşi <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nefertiti" title="Nefertiti">Nefertiti</a>&#8216;ydi. İsimleri:</p>
<ul>
<li>Amenhotep (doğumda verilen ismi)</li>
<li>Amenophis (isminin yunan gezginlerce söylenen hali)</li>
<li>Nefer-kheperu-Ré( Ön ismi ya da ünvanı)</li>
<li>Akhenaten (Aten için çalışan) Atenizmi kurduğunda verilen isim.</li>
<li>Akhenaton, Akhenaten&#8217;in alternatif bir söylenişi. Tıpkı Akhnaton, Akhnaten, Iknaton gibi&#8230;</li>
</ul>
<h2>Yaşamı</h2>
<p>MÖ.14.yy. yaşamış olan Mısır kralıdır. Babası Amenhotep III&#8217;ün ölümünden sonra tahta geçmiştir. Tahta geçdiği ilk yıllarda aile adı olan Amenhotep&#8217;i (Amonun hoşnut olduğu) kullanmıştır. Daha sonra adı değiştirerk Akhenaton (Atonun hizmetkarı) ismini kullanmış ve geleneksel çok tanrılı mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı Aton dinini kurmuştur. Kralığının 5 ya da 6. yılında kökten bir kararla yüz yıllardır Mısır&#8217;ın başkenti olan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Teb" title="Teb">Teb</a>&#8216;i terk ederek bugün Tel el Amarna olarak bilinen el değmemiş topraklara yeni bir başkent kurmaya karar vermiştir. Akhenaton, eski tanrıları yok etmek için tapınaklardan eski tanrıların isimlerini sildirmiştir. Ahenaton yaklaşık 15 yıl tahtta kalmıştır. Ölümünün ardından kurduğu din çökmüştür. Akhenaton&#8217;un şehri yerle bir edilmiş ve lanetli firavun olarak anılmıştır.</p>
<p>Akhenaton&#8217;dan sonra 8 yaşında tahta geçen oğlu <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tutankhamon" title="Tutankhamon">Tutankhamon</a> da fazla yaşamamış ve ablasıyla olan çocukları ya doğum öncesi ya da doğum sonrası ölmüştür. Tutankhamon da 18 yaşında ölünce bu nesil son bulmuştur.</p>
<h2>El Amarna dönemi</h2>
<p>Burası yeni dinin yaşanacağı ve Teb&#8217;deki düşmanlardan uzak bir sığınak olarak tasarlanmıştı. Bu şehir, tarihteki ilk planlı yerleşimlerden biridir. Binalar, tapınaklar ve yollarıyla tamamen güneş tanrı Aton&#8217;a tapmak için tasarlanmıştır. Amarna&#8217;nın tamamlanmasına yakın Kral ve eşi Nefertiti şehre yerleştiler. Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü. Bu dönemde sanatta da yenilikler olmuştur: firavun resimleri eskisi gibi tanrısal bir durağanlıkla değil, daha çok gerçekçi şekilde çiziliyordu. Bir bakıma sanatın dinden ayrılmasını Akhenaton başlatmıştır. Firavun geleneksel sahneler dışında, yemek yerken, karısını öperken, bir törene başkanlık ederken de çizilebiliyordu. Uzun boyunlu, göbekli resmedilen Firavunun resimleri oldukca ilginçtir. Uzun boyunlu beden yapısı, bu dönemdeki diğer eserlerde de sık sık kullanılmıştır.</p>
<p><a name="Aton_dini" title="Aton_dini"></a></p>
<h2>Aton dini</h2>
<p>Akhenaton tahta geçişinin birinci yılında din alanında bir devrim yaparak Atenizm (bazen Atonizm) dinini kabul ettiğini ve tüm diğer Mısır tanrılarını reddederek (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ra" title="Ra">Ra</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Maat" title="Maat">Maat</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hathor" title="Hathor">Hathor</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0sis" title="İsis">İsis</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nephthys" title="Nephthys">Nephthys</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Set_%28mitoloji%29" title="Set (mitoloji)">Set</a>, &#8230;) tek tanrı olan güneş tanrısı Aton&#8217;a ibadet edilmesini bir kanunla halka duyurdu. Başlangıçta eski Mısır diniyle benzer gibi gözükse de, Atenizm tek tanrılı bir dine geçiş teşkil etmektedir. Aten bu noktada Ra-Amoun-Horus un bir karışımı olarak dikkat çekmektedir. Akhenaton&#8217;un yaşadığı dönemde Amon Rahipleri oldukça güçlüydüler. Firavun herhangi bir iş yapmadan rahiplere danışmak ve kehanetlerine başvurmak zorundaydı. Akhenaton bu etkiden kurtulmak ve kendi inançlarının da doğrultusunda eski Mısır dinini yasaklamış, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karnak" title="Karnak">Karnak</a> tapınaklarını kapatıp Amon rahiplerinin görevine son vermiştir. Bu durum ülkede büyük bir kargaşaya sebep olmuştur. Ölümünden sonra dini terk edilmiştir. Akhenaton ve soyundan birçok kimsenin isimleri tapınak duvarlarından silinmiştir. Bu dönemle ilgili birçok konu hala araştırılmaktadır. Son veriler ışığında Akhenaton konusunda şunlar da bilinmelidir; Hz. Musa, Tevratta sürekli sözü edilen 2.Ramses(d. M.Ö. 1302 – ö. M.Ö. 1213) ile dönemdaştı ve zaten bilinen en eski tek Tanrılı Semitik Din de Yahudilikdi; Oysa daha önce yaşamış olan Akhenaton, aşağı yukarı aynı bölgedeki daha eski tek Tanrılı dini yaratmış, savunmuş ve dönemdaşı olan kendi rahipleri (Ay) tarafından da alel acele yokedilmiş, savunduğu din de örtbas edilmiştir.</p>
<p>Alıntıdır :http://tr.wikipedia.org/wiki/Akhenaton</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/akhenaton/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gençliğin Atatürk&#8217;e Cevabı</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/gencligin-ataturke-cevabi/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/gencligin-ataturke-cevabi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 23:56:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/gencligin-ataturke-cevabi/</guid>
		<description><![CDATA[GENÇLİĞİN ATATÜRK&#8217;E CEVABI
         Ey Büyük Ata,
        Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#800000" face="Times New Roman">GENÇLİĞİN ATATÜRK&#8217;E CEVABI</font></strong></p>
<p><strong><font color="#800000" face="Times New Roman">         Ey Büyük Ata</font></strong><font color="#800000" face="Times New Roman">,<br />
        Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.</font></p>
<p><font color="#800000" face="Times New Roman">        Ey Türk&#8217;ün büyük Ata&#8217;sı !<br />
        İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.</font></p>
<p><font color="#800000" face="Times New Roman">        Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.</font></p>
<p align="right"><strong><font color="#800000" face="Times New Roman">Türk Gençliği</font></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/gencligin-ataturke-cevabi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Gençliğine Hitaben</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/turk-gencligine-hitaben/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/turk-gencligine-hitaben/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 23:47:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/turk-gencligine-hitaben/</guid>
		<description><![CDATA[


TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM EMANET





Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="100%">
<tr>
<td height="2" bgColor="#cbe7cd">
<h3 align="center">TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM EMANET</h3>
</td>
</tr>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tr>
<td height="254">Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.</p>
<p>Bu sonucu, &#8216;Türk gençliğine emanet ediyorum.</p>
<p>Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti&#8217;ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.</p>
<p>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet&#8217;i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.</p>
<p>Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!</td>
</tr>
</table>
<p>   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akhenaton.blogsayfasi.com/turk-gencligine-hitaben/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dramatik Değişimler</title>
		<link>http://akhenaton.blogsayfasi.com/dramatik-degisimler/</link>
		<comments>http://akhenaton.blogsayfasi.com/dramatik-degisimler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 19:02:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akhenaton</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akhenaton.blogsayfasi.com/dramatik-degisimler/</guid>
		<description><![CDATA[YENİ YÖNÜMÜZDünya medeniyetinde meydana gelen değişimler hakkında izlenimler.Tony Wicks 21.08.2002
GİRİŞ
Birçok insana inanılmaz gibi gelse de, Dünya üzerindeki insanlık, hayatı deneyimlememiz bakımından evrimsel bir degisim sürecinden geçiyor. Bizler; öyle ki galaksimizdeki ve evrenimizdeki diger birçok yıldız sistemlerindeki, hatta diger evrenlerdeki medeniyetlerle etkilesim içinde olacak galaktik bir medeniyet haline gelmekteyiz.
Korkuya ve rekabete dayalı bir toplumdan, sevgiye, barısa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİ YÖNÜMÜZ<!--colorc--><!--/colorc--></strong><strong>Dünya medeniyetinde meydana gelen değişimler hakkında izlenimler.</strong><strong>Tony Wicks 21.08.2002</p>
<p></strong>GİRİŞ</p>
<p>Birçok insana inanılmaz gibi gelse de, Dünya üzerindeki insanlık, hayatı deneyimlememiz bakımından evrimsel bir degisim sürecinden geçiyor. Bizler; öyle ki galaksimizdeki ve evrenimizdeki diger birçok yıldız sistemlerindeki, hatta diger evrenlerdeki medeniyetlerle etkilesim içinde olacak galaktik bir medeniyet haline gelmekteyiz.<br />
Korkuya ve rekabete dayalı bir toplumdan, sevgiye, barısa ve uyuma dayalı bir topluma dönüsmek bizim gerçek kaderimiz. Su andaki kaos sadece hızlanan degisimin bir parçası.<br />
Çogu insanın bir tek onun varolduguna inandıgı, görünen bir evrende oldugu kadar görünmeyen (daha çok ruhsal alemler ya da Cennet olarak kabul edilen) bir evrende de yasıyoruz. Hakikat bizden saklandı, böylece en sonunda kim oldugumuzu hatırlayacak, kesfedecektik: uzaydaki ve ruhsal alemdeki kardeslerine yakından baglı evrensel bilginin ve zekanın ölümsüz varlıkları… Ne yazık ki birçok hükümet, din ve felsefe, gücü ve kontrolü ellerinde tutmak isteyenlerin gerçegi bizlerden saklamak için amaçları dogrultusunda yönlendirilmistir. Amerika’daki terörist saldırılarına verilen karsılıgın, zaman içinde bizi kontrol altında tutmak için yapılan son girisimlerden biri oldugu gösterilecek. Yine de zaman, dünyada barıs isteyen insanların gösterecegi anlayıstaki büyük degisimin zamanıdır, maniple edilen medyanın bize sunduklarına ragmen.<br />
Bir çok insan “bir seylerin olmak üzere” oldugunu hissetmekte, fakat gerçeklesen degisimlerin bir çogu ortaya çıkmadan önce görünmez evrende gerçeklestigi için ilk seferde kavramak güçlesiyor. Aslında büyük bir “deney”in parçasıyız; bu heyecan verici “bitis zamanları”nda, bir medeniyetin sonu ve bir yenisinin,birlikte yaratacagımız Yedinci Altın Çag baslangıcı olan “bitis zamanları”nda, burada olmayı yüksek bir anlayısla kabul ettik.<br />
Gelecegimiz hakkında bir çok sey yazıldı, konusuldu ve kehanette bulunuldu. Bu bilgilerin bazıları kaydedildigi zaman için gerçekti, fakat bugün için degisti. Bazıları ise gerçek degildi, bizi maniple etme niyeti ile söylenmisti. Ve bazı bilgiler ise dogruydu ve geçerliliklerini bugün de korumaktadırlar. Bütün bunların ayrımını yapmak en zor is. Bu yüzden birisi için “gerçek” olan bir digeri için degil. Bütün ilgilere, burada size sunduklarımla birlikte, kendi farkındalıgınızı da uygulamanız gerekiyor. Ögrenimimize devam ettikçe degisik seviyelerde insanlar uyanıyor.</p>
<p>Bazı bilgileri özümsemek zor, mesela Yeraltının dogal yapısını ve orada hala yasamakta olan eski medeniyetleri. Ya da iyonlarca zaman önce insanların gezegenimizin ve evrenin gelecegini degistirmek için zamanda geçmise yolculuk yaptıkları gerçegi&#8230; Ya da 1943’de savas gemisini görünmez yapıp zamanda yolculuk yapabilecegimizi kesfettigimiz gerçegi&#8230; Ve nasıl Apollo Ay Programının yüksek teknolojinin üstünü örtmek için yapıldıgını&#8230; 60’lı yılların basında Ay’a ve Mars’a Günes sistemimizin diger bölümlerini incelemek amaçlı gizli yolculuklar yapılmıstı bile. Son olarak, arzunuzu bilemek ya da bilinçlenme yolunuzun neresinde oldugunuza baglı olarak sizi daha süpheci yapmak için: Dünyanın, günes sistemi ile birlikte Sirius yıldız sisteminin parçası olması için uzayda tasınması ile birlikte dönüs hızını yavaslatması ve bir felaket gerçeklesmeden dönüs yönünü tersine degistirmesi bekleniyor. (Ç.N. bknz Schumann Rezonansı ve Sıfır Noktası)</p>
<p><strong>YÜKSELiS VE BOYUT DEGiSiMi</strong><!--colorc--><!--/colorc--></p>
<p>Dünyanın kendisine ait bir farkındalıgı var; O canlı bir varlık. Takip ettigimiz Yaratıcının Kutsal Planı, bilerek ya da bilmeyerek de olsa bizi, dünyayı bildigimiz 3. boyut gerçekliginden, 4. boyuta (bir ara ya da geçici varolus) ve sonra 5. boyuta çagırmaktadır. Bunun, uzun zamandır 2012’nin sonları gibi veya daha önce gerçeklesecegi söylenmek-tedir.  Insanlık ve diger yasam formlarının hepsi, yükselise hazır olmak ya da titresimlerini yükseltmek zorunda. Bir çok insan artık ayrı ve kisisel bir yükselis için 200 ya da 390 yıl gibi bir zamana sahip degil. Son enkarnasyonlarını yasamaktalar, ve Dünyadaki ve Evrendeki yeniden yaradılısı gerçeklestirmek için yükselmeleri gerekmektedir. Bu sahip oldugumuz bedenleri korumamız ve yavas yavas 30 yasına geri döndürmemiz demektir. Hazır olmayanlar ise baska bir 3. boyut gezegeninde yeniden enkarne olacaklardır. Onlar yüksek boyuttaki Dünyaya artık dönemeyecekler. Bazı insanların ise kontratları sözlesmeleri sona erdigi için eger isterlerse daha önce bulundukları yıldız sistemlerine geri dönebilecek ve hatta 5. boyuttan daha yüksek boyutlara yükselebilecekler. Gerçekte hiçbir insan bu Dünya’dan degil.<br />
Yükselis, ruhun ve maddenin birlesmesi – entegre olmasıdır. Fiziksel, duygusal, zihinsel ve bütün ruhsal bedenlerimizin, tamamen aydınlanmıs varlıgımızı yaratmak için birlesmesidir. Isık bedenimize dönüsmemizdir. iz gerçekten insan olmayı deneyimleyen ruhsal varlıklarız. Diger dünyalarda,boyutlarda ve realitelerde varolan biz olan baska formlarımız bulunmakta. Aslında, büyük bir amnezi (hafıza kaybı) problemi olan fiziksel melekleriz. Yükselis sayesinde, hepimizin birbirimize baglı oldugumuzu, evrendeki<br />
diger bütün yasam formları ile BIR oldugumuzun farkına varırız. Her sey bir Yaratıcıdan gelmektedir. Aslında su andaki dünyamızın birer parçası olan ırk farklılıkları, savaslar, mal sahibi olmak, arazi hakları, hepsi gerçekten bir illüzyon. Koca bir hologramın içinde yasıyoruz.<br />
Düzlemler, paralel dünyalar olarak da bilinen bir çok boyut aynı uzayda varolmakta. Aralarındaki tek fark titresim dereceleridir. Titresimimizi yeterince yükselttigimizde, boyut degistiririz. Dünyanın titresim oranının bir ölçümü de bazı bilim adamları tarafından yüksek bölgelerle kıyaslandıgında farklı farklı ölçüldügü, dünyanın kalp atısı olarak da bilinen Schumann Rezonansıdır. Yıllarca bu oran saniyede 7.8 döngüde (hertz) kalmıstı. Uyumlu Birlesme (Harmonic Convergence) sürecinde yükselmeye basladı: Agustos 1987, ruhsal uyanısın arttıgı yıl. Teori olarak, rezonans 13’de sabitlendiginde, 4. boyutta olacagız. Bazı kaynaklara göre, bir süredir 12.9’dayız ve yakın gelecekte 13.8’e varacagız.</p>
<p>Biz ancak kendimizi tam olarak foton kusagı enerjisine açtıgımızda yükselisi basaracagımız umulmaktadır.<br />
Bu solar sistemimizin 26000 yılda iki kere geçtigi toroid (bir dairenin kendisiyle çakısmayan bir eksen çevresinde döndürülmesi ile elde edilen yüzük seklindeki bir yüzey) sekilli bir enerji bandıdır. Daha önceki geçislerin her biri 2000 yılda tamamlandı. Su anda kusagın içindeyiz fakat ölümcül / zararlı bir erken yükselisi engellemek için Isık Galaktik Federasyonu – Samanyolu Galaksimizdeki diger halklardan olan dostlarımız – tarafından günes sistemimizin etrafına yerlestirilen holografik enerji alanı ile korunmaktayız.<br />
Titresimimiz yükseldikçe, bazı foton enerjileri yavas yavas günes sistemimizin içine salınmaktadır.<br />
Ilk olarak, 12 sarmallı RNA/DNA sistemi, bedenimizin 2-sarmallı sisteminin yerine yerlestirilmis olacak.<br />
Bedenimizin 7 çakralı sistemini, 13 çakralı sisteme yükseltmis olacagız. Ayrıca beynimizin yüzde 10’unun veya 20’sinin yerine 100’ünü bilinçli olarak kullanacagız. Tam bilinçlilik halimiz geri dönecek. Bu neden burada oldugumuzun, gelecekte ne yapacagımızın ve geçmis yasamlarımızın ne oldugunun farkın dalı gıdır.<br />
Parmaklarımızın ucunda ya da daha dogrusu beyin reseptörlerimizde (uyarıcı) evrensel bilgiye ve süperinsan yetilerine sahip olacagız.</p>
<p><!--coloro:#FF0000--><!--/coloro--><strong>GALAKTiK iNSAN</strong><!--colorc--><!--/colorc--></p>
<p>Yükselmis galaktik insanlar (fiziksel melekler) olarak, galaksimizdeki, evrenimizdeki, ve ötesindeki bütün sezgisel yasam formları ile etkilesim halinde bulunabilecegiz. Birçok yasam evvel kaybettigimiz dünya dışı güçlerimizi yeniden kazanacagız. Telepati, duru görü, uzay araçları olmadan gezegenler arası seyahat, Isık bedenimizi (merkaba) kullanarak mümkün olacak.<br />
Bazı insanlar geldikleri yıldız sistemlerine yeniden ziyarette bulunabilecek ya da geri dönebilecek. Bazıları Mars, Venüs ve asteroit kusaktan tekrar olusturulacak olan Maldek’te yeniden yerlesimin saglanmasına yardım edecek. Çogunluk Altın Çag için Dünyada kalacak ve Altın Çagın yaratılmasına yardım edecek.<br />
Dünya, çevremizdeki birçok galaksinin olusturdugu Galaksiler Arası Birligin ticaret, konferans, ve yöne tim merkezi olacak.<br />
Dünya nüfusunu olusturacak olanlar onun gerçek isçileri olacak; ısıgı tutacak (demirleyecek) ve dünya nın çevresindeki büyük tapınaklardaki enerji noktalarını ve aglarını destekleyecekler. Uzun zamandır bu isi balinalar ve yunuslar yapmakta. Olaganüstü (yüzeyde görünüyorlarmıs gibi) kristal sehirlerde yasaya cagız.<br />
Yüksek boyuttaki varlıkların diger gezegenlerde yasadıkları sehirler gibi. Ya da Lemuryalıların ya da Atlantislilerin hala yer kabugunun içinde yasadıkları gibi. Yakında onlarla tanısacagız. Yeni halkımız, Lemuryanın genel ruhsal kavramları üzerine kurulacak, yani onun da dayandıgı Sirius B kavramlarının üzerine.<br />
Su andaki yönetimlerimizin yapısı son bulacak. Yüksek zekalı varlıklar, uygun olan evrensel kurallara dayanan yeni yönetim konseyleri hazırlamamıza yardım edecek. Su anda hükümetlerin kontrolünü elinde bulunduranların engellemeleri olmadan, yeni uyumlu yönetimlerde son sözü biz söyleyecegiz.</p>
<p><!--coloro:#FF0000--><!--/coloro--><strong>GÖLGE HÜKÜMET VE KONTROL</strong><!--colorc--><!--/colorc--></p>
<p>Gelismemizin en büyük engelleyicilerinden biri, dünyanın “yasal” yönetimlerini baskıcı kontrolü altında tutan gizli Gölge Hükümettir. Ayrıca bunlar, dünya medyasından aldıgımız günlük haberlerin türünü ve gerçekleri kısıtlamaktadır. Birçok insanın medeniyetimizde meydana gelmekte ve gelecek olan büyük degisimlerden habersiz olmasının sebebi de budur. Çogu zaman televizyonda ve gazetelerde korkuya dayalı haberlerin olmasının sebebi de budur.<br />
Insanları korkutmak, haberlerle üzmek, finanssal sorunlar, savaslar, vahset, ve zihin kontrolüne ek olarak zararlı yiyecekler, içecekler, yasal ve yasa dısı ilaçlar, titresimimizi düsük seviyede tutmak için kullanılan yollardan bazıları. Bu, yükselisi gerçeklestirmeyi daha da zorlastırıyor.<br />
Bu olumsuz, negatif kontrol, uzun zamandır bir çok din ve felsefenin de bir parçasıydı. Iyi haber ise, bu manipülasyon ve kontrol artık bir sona yaklasıyor. Demokratik globalizasyon progra