1913 yılında kongre üyesi Lindbergh Amerikayı şöyle uyarmıştır ;
“ Federal Rezerv Sistemi , dünya üzerindeki en devasa trösttür, para gücünün yarattığı görünmez bir hükümet yasallaşacaktır. “
Tröst dünya üzerinde eflasyon istediğinde eflasyon, deflasyon istediğinde deflasyon yaratabilecektir.Şu andan itibaren , ekonomik bunalım dönemleri küresel elitlerin eliyle bilimsel olarak yaratılacaktır.
Adında “ Federal “ kelimesi geçmesine karşın , FED Amerika Birleşik Devlatlerinin bir parçası değildir.Özel hissedarların sahibi olduğu üye bankaların oluşturduğu özel bir organizasyondur.İlk başkanı ise Morgan bankacısı Benjamin Strong ,yönetim kurulu başkanı ise Paul Warburg ‘dan başkası değildir.
Eustace Mullins 1983’te yayınladığı The Secrets of the Federal Reserve (Federal Rezervenin Sırları) adlı kitabında , Fed ve üye bankaların soy ağacını çıkardığında ortaya çıkan manzara, Rothschild,Morgan,Rockefeller,Warburg ailelerinden başkası değildir.FED sisteminin ana bankası , her türlü bono alışverişini sağlayan New York Federal Rezerv bankası , 19.752.655 hisseye sahiptir ve Chemical Bank ve Citibank yüzde 52 hisse oranı ile yönetimde en büyük söz sahibidir.
Federal Rezerv Bank’ın hükümete verdiği her borç için bono alır ve her bono için devlet vatandaşına yeni vergi çıkararak halk bir nevi demokrasi adı altında kölelik düzeni ile yönetilmektedir.Süreç içinde gerek cumhuriyetçilerin gerekse demokratların aynı mekanizma içinden çıkartılarak, devlet politikalarında aşırı harcama politikalarını seçmeleri raslantı değildir.
1963 yılında Federal Rezerv Bank, yayın organında görev tanımı içerisinde ; “ekonomik gelişimi sağlayacak ,doların değerinin sabitlecek ve uluslar arası ödemelerde denge kuracak para ve kredi akışı oluşturmaktadır. “ söylemi yapar.Fakat dünya ekonomik tarihçesine bakıldığı zaman FED’in tarih sahnesinde eflasyon ve bunalımdan başka bir sistem üretmediği ve halkı sürekli borçlandırdığından başka bir model görünmez.Halka söylenen ile eylemler birbirinden tamamen terstir.
Para oyunlarında diğer bir kandırmaca vadesiz hesaplardır.Bugün bu hesaplar hızla kredi kartı hesaplarıyla değiştirilmektedir.Bir kişi bankaya vadesiz mevduat olarak yatırdığı 50 doları istediği an çekebilecektir.Dolayısıyla bu 50 dolar bankanın borç hanesine yazılmalıdır.fakat banka vadesiz mevduat olarak yatırılan 50 doları başkasına borç olarak vermekte hem borç hemde alacakta görünerek para değersiz hale getirilerek banka borç verdiği kişilerden menfaat sağlamaktadır.Vadesiz mevduatta para yatıran kişiye uygulanan ödünç verme faizi yoktur.
Bankacılık sistemine getirdiği eleştiriler ile iflasın eşiğine kadar getirilen Henry Ford , kendi çıkardığı dergisinde “ Halkın bankacılık ve para sistemini anlamaması iyi bir şey , çünkü anlasalardı yarın gün doğmadan devrim olurdu “ diyerek ironik olarak eleştirmiştir.
Bu uluslar arası tefecilik sistemi devletlere kredi vererek onlarıda köleleştirerek para kazanmaktadırlar.Parayı modern dünyanın karşı konulamaz dini haline getirerek ekonomilerde reel üretim olgusunu yok etmişlerdir.En büyük ekonomik değişkenin Para olduğu söylemi sadece bir inançtır.
1930 larda altın rezervlerinden bağısız kağıt parçaları haline gelmesinden önce her doların bir reel karşılığı olmakla birlikte, bu sistemin kaldırılması ile para sadece değersiz bir kağıt parçasıdır ve maliyeti sadece mürekkeptir.Moder dünyanın Banka rahipleri bir kült yaratarak değersiz kağıt parçalarından para kazanmanın yolunu keşfetmiş tüm dünyayı esaretleri altına almışlardır.Piyasalarda emisyon miktarı arttıkça paranın değeri düşecek sürekli yeni paraya ihtiyaç duyulacak ve parayı basıp devletlere borç verenler sürekli kazanacaktır.1930 ların amerikasında para arzı oldukça azdır ve belirli bir değere sahiptir.Mal ve hizmet fiyatları paranın değerine bağlı olarak düşüktür.
Sipariş aydınlar ve felsefelerle globalleştirilen dünya üzerinde amerikan merkezli bankacılık sisteminin sürekli tüketim ve emisyon artışları ile paranın değerini düşürerek ekonomide bilimsel olarak kısır döngü yaratmışlar ve sürekli yeni paraya muhtaç devletler ve bireyler ile servetlerine servet katmaktadırlar.
Sonuç olarak reel ekonomiler yerine yaratılan paçavra ekonomileri doğmuş ve her şartta kazanan kesim belli olmuştur.
Krizmi ?
Odana ne.
Yorum Yapın