18
Eki

Tanrıların Çobanı 1

   Yazan: akhenaton   Kategori Mit-oloji

Şekil : 1

Berlin devlet müzesinde bulunan VA/243 katalog nolu bir akkad silindir mührü gök cisimlerinin bilinen betimlemesinden oldukça farklıdır. (Şekil:1) Bu Sümerlilere göre güneş sistemini göstere bir etimledir : on iki gök cismi içeren bir sistem.

Şekil : 2

Genel olarak güneş sistemi şematik olarak güneşten gittikçe artan uzaklıklarda bulunan bir gezegen hattı biçiminde gösterilir.Fakat gezegenler bit hat değil de bir daire içerisinde sıralanırsa (Şekil :3) şeklinde olacak ve VA/243 ‘te resmedilen (Şekil : 2) küreler olduğu anlaşılacaktır.

Şekil : 3

Eğer bu Sümer gök haritası 200 yıl önce incelenmiş olsa idi keşfedilmemiş gezegenlerden dolayı eski insanların cahilane betimlemesi olarak yazılı kayıtlar arasında yerini alacaktı. 4500 yıl önce çizilen bu betimleme , Mars ve Jüpiter arasında farklı bir gezegenin olduğu konusunda oldukça ısrarlıdırlar ve bu 12. Gezegene NI.BI.RU (Geçiş Gezegeni) adını vermişlerdir.Babil astronomları ona Marduk demişlerdir.

Enuma Eliş (Yükseklerdeyken ) destanı bizlere ;

Enuma eliş la nabu şamamu.

Yükseklerde Gök henüz isimlendirilmemişken

Şaplitu ammatum şuma la zakrat

Ve aşağıda , sağlam zemin (Dünya) çağırılmamışken

İki gök cisminin bir dizi gök tanrısını doğurduğunu anlatır.Gök varlıklarının sayısı arttıkça, İlksel babayı rahatsız edecek kadar büyük gürültü ve şamata ortaya çıkar.Sadık haberci , genç tanrıları disipline edecek önlemler almasına karşın genç tanrılar İlksel babaya karşı birleşirler ve onun güçlerini çalarlar.

İlksel babaya karşı isyanı yöneten tanrının bir önerisi vardır ; Küçük oğlu tanrılar meclisine katılmaya davet edip , ona üstünlük verilmelidir ki , bu küçük oğul, “ canavar” a dönüşen analarıyla savaşmaya tek başına gidebilsin.

Kendisine üstünlük verilen genç tanrı , Babil versiyonuna göre MARDUK , canavarla yüzleşmeye koyulur ve şiddetli bir savaştan sonra onu yenerek ikiye böler.Bir parçasını gök yapar diğer parçasını ise dünya.Sonra göklerde sabit bir düzen kurmaya konulur, her bir tanrıya kalıcı bir konum tahsis eder.

Bu tablet ve tablet parçaları bulundukça ve tercüme edildikçe sıradan edebi eserler olmadığı ortaya çıkar.Bu tabletler babil’ in en önemli metinleriydi ve törenlerde okunurdu.Bu metinlerde MARDUK ‘un üstünlüğünü hakkında propaganda yapmak için yaratılış destanının kahramanı yapmışlardır.Daha sonraki insanoğlunun hayat sürecinde Marduk=Mesiah=İsa ; dönüşmüştür.

Enuma Eliş adlı göksel dramanın sahne, ilksel evrendir.Göksel aktörler, yaratmış oldukları kadar yaratanlardırda.

1.Perde.

Yükseklerde Gök henüz isimlendirilmemişken,

Ve aşağıda, Dünya çağrılmamışken ;

Boş ama başlangıçta mevcut olan APSU , Vucuda getiren onları ,

MUMMU ve TİAMAT – hepsini doğurandı o,

Birbirine karışmıştı suları.

Saz bitmemişti , bataklıklar ortaya çıkmamıştı.

Tanrıların hiçbiri vucuda gelmemişti,

Hiçbirinin adı yoktu, kaderleri belirlenmemişti;

İşte tam ortalarında tanrılar şekillendi.

Uzayın içinde “tanrılar” yeni gezegenler daha ortaya çıkacak,adlandırılacak, “kadeleri” yani yörüngeleri belirlenecektir.sadece üç cisim mevcuttur : “ başlangıçtan beri mevcut olan” ;

AP.SU : Başlangıçtan beri mevcut olan.

MUM.MU : Doğmuş olan

TİAMAT : Yaşamın kızı

AP.SU ve TİAMAT’ ın “ suları “ karışmıştır, ilksel sular evrenin temel yaşam veren elementleridir.Demekki AB.SU güneştir, “başlangıçtan beri var olan “.

Ona en yakın olan MUMMU dur.Destanı anlatan MUMMU , AP.SU’ nun güvenilir yardımcısı Merkürün ,dev efendisinin çevresinde dönen küçük gezegenin tanımıdır.

Daha ileride TİAMAT vardır , MARDUK’ un parçaladığı canavardır.Ama ilksel başlangıçta o, ilk bakire anadır.O ve AP.SU arasındaki uzay boş değildir.AP.SU ve TİAMAT ‘ın ilksel elementleri ile doludur.Bu sular karışmıştır ve yeni gezegen oluşmuştur.

Suları birbirine karıştı….

Tam ortalarında tanrılar şekillendi :

Tanrı LAHMU ve tanrı LAHAMU doğdu ;

Bu adlarla çağrıldılar.

Etimolojik olarak bu oluşan iki gezegenin adları LHM (savaşmak) kökünden çıkmıştır.Eskilerin bize bıraktığı miras Mars’ın savaş tanrısı ve Venüsün savaş tanrıçası olduğu anlatımlarda mevcuttur.Ayrıca astronomik olarakta bu bilgi doğrulanmıştır yani ; kayıp gezegen “Tiamat’ın Mars’ın ötesinde yer almış olduğunu gösterir.Mars ve Venüs , Güneş (Ap.Su) ve Tiamat arasında yer alır. (Şekil : 2-3)

Şekil : 4

Şekil : 5

Şekil : 4 : I. Başlangıçta : Güneş , Merkür, “ Tiamat “

Şekil : 5 : II .İçteki Gezekenler , yani “ ortadaki tanrılar “ doğar.

Güneş sisteminin oluşumu devam eder.Lahmu ve Lahamu , yani Mars ve Venüs doğmuştur , daha,

Onlar yaşlanmadan önce

Tayin edilmiştir bir boyuta göre boyca-

Tanrı ANŞAR ve tanrı KİŞAR biçimlendi,

Onları bastırılıp

Günler uzadıkça ve yıllar çoğaldıkça ,

Tanrı ANU oğulları oldu-atalarına bir rakip.

Derken Anşar’dan ilk doğan Anu,

Eşiti olarak ve kendi suretinde NUDİMMUD’u yarattı.

Yaratılış destanı 1.Perde hızlı oynamaktadır.Mars ve Venüs’ün sınırlı boyutlara kadar büyüdüğü , onlar oluşumunu tamamlamadan bir diğer çift gezegen oluştuğu konusunda bilgileniriz.Bu iki gezegen adlarında anlaşıldığı üzere muhteşem gezegenlerdir.ANŞAR (prens, göklerin en başta geleni) ve KİŞAR ( sağlam karaların en başta geleni). Bunlar ilk çifti boy bakımından aşarlar.Bu ikinci çift sıfatlandırma ve konumları itibariyle Satürn ve Jüpiter olduğu anlaşılır. (Şekil : 6)


Şekil : 6 – III.ŞAR ‘lar , Dez gezegenler “ elçileri” ile birlikte yaratılır

Derken biraz zaman geçer (yıllar çoğalır) ve üçüncü bir çift gezegen doğar.İlki ANU’dur, Anşar ve Kişar’dan küçüktür (onların oğlu) , fakat ilk gezegenlerden daha büyüktür.( boyca atalarına rakip) .Derken ANU ikizi bir gezegen doğurur, eşiti olarak ve kendi suretinden. Destanın babil versiyonu NUDİMMUD diye adlandırır, bu EA/ENKİ’ nin bir sıfatıdır. Boyların ve konumların tarifi güneş sistemimizin Uranüs ve Neptünüdür.

Bu dış gezegenler arasında açıklanması gereken bir diğer gezegen vardır, Plüton.Yaratılış destanı zaten ANU’ya ANŞAR’dan ilk doğan diye hitap ederek , ANŞAR/Satürn’den doğan bir diğer gezegensel tanrı ima etmektedir.

Destan Anşar’ın elçisi GAGA’ yı diğer gezegenlere çeşitli görevlerle nasıl gönderdiğini aktarırken , bu gök ilahına daha sonra yetişir.Apsu’nın elçisi Mummu’ya denktir, buda akla Merkür ve Plüton arasındaki benzerlikleri getirir.Demekki GAGA plütondur.Sümerliler gök haritalarında Plüton’ u Neptünün ötesinde değil, elçisi veya uydusu olduğu için yanına koymuşlardır. ( Şekil : 7 )

Şekil : 7

Yaratılış destanı 1. Perdesi sona ererken Güneş ve Dokuz gezegenden oluşan bir güneş sistemi karşımızdadır.

GÜNEŞ - Apsu , başlangıçtan beri mevcut olan.

MERKÜR – Mumu , Apsu’nun danışmanı ve elçisi.

VENÜS – Lahamu , çarpışmaların hanımı.

MARS – Lahmu , savaş ilahı.

??? - Tiamat , yaşam veren bakire.

JÜPİTER – Kişar , sağlam karaların en baş geleni.

SATÜRN – Anşar , göklerin en baş geleni.

PLÜTON – Gaga , Anşar’ ın danışmanı ve elçisi.

URANÜS – Anu , göklerin olan

NEPTÜN – Nudimmud (Ea) , sanatkarane yaratıcı.

Dünya ve Ay henüz ortada yoktur.Kozmik çarpışmanın ürünü olanlar henüz yaratılmamışlardır.

Gezegenlerin oluşumuyla ilgili mükemmel drama sona erdikten sonra yaratılış destanı yazarları 2. perdeyi , göksel bir karmaşa dramını göstermek üzere açarlar..Yeni yaratılan gezegen aileleri , dengeli olmaktan oldukça uzaktırlar.Birbirlerini çekmekte , Tiamat’ ı şıkıştırmakta , ilksel cisimleri rahatsız edip tehlikeye sokmaktadırlar.

İlahi biraderler birleşip gruplaştılar ;

İleri geri giden tiamatı rahatsız ettiler.

Göklerdeki ikametlerindeki yaramazlıklarıyla.

Tiamat’ ın “göbeğini” karıştırıyorlardı

Apsu şamatalarını azaltamıyordu;

Tiamat onların yaptıkları karşısında sessizdi.

Yaptıkları tiksindiriciydi.

Yolları, ortalık karıştırıcıydı.

Burada düzensiz yörüngelere yapılan göndermeler söz konusu.Apsu gezegenlerin düzensizliklerinden rahatsızdır ve “ tiksindirici” bulup, niyetini onların yollarını yıkmak olarak açıklar.Mummu ile kucaklaşır.Aralarında her ne plan kurmuşlarsada diğer tanrılar tarafından duyulur ve kendilerini ihma planı karşısında dilleri tutulur.Aklını başına toplayan Ea dır.Apsu ‘nun üstüne “ uyku dökmek” üzere bir numara düzenler , diğer tanrılar ‘da bu panını beğenince Ea evrenin aslına sadık kalarak yeni bir harita çizer ve güneş sistemimizin ilksel suları üzerinde lanet okur.

Ea hızla Apsu’dan çıkan muazzam ilksel madde saçınımlarını içen Ea/Neptün “Apsu’nun tacını çekip atmosferden oluşan pelerinini çıkardı “. Apsu yenilmişti.Mummu artık ortalarda dolaşmıyor “yakalanmış ve arkada bırakılmıştı” , efendisinin yanında cansız bir gezegendi artık.

Güneşi yaratıcılığından eden , yani ek gezegenler oluşturmak için daha fazla enerji ve madde yayma sürecini durduran tanrılar, güneş sistemine yeni bir barış getirmişlerdi.Zafer, Apsu ‘nun anlamını ve konumunu değiştirerek dahada vurgulandı.Herhangi bir ek gezegen artık sadece artık sadece yeni Apsu ‘dan , yani “ derinden” en dıştaki gezegenin baktığı baktığı dış uzaydan gelebilirdi.

Göksel barış bir kez daha bozulana kadar geçen süre destanda söylenmiyor.Fakat küçük bir duraklamadan sonra 3. Perde açılıyor.

18 Ekim 2008, 5:55 tarihinde Mit-oloji kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Sona gidip yorum yapabilirsiniz. Pingleme şimdilik kapalı.


One comment

sansar
 1 

21.ci yüzyılda şimdiki modern insan teknolojik aletler olmadan arastırma yapsa uzayla ilgiliş evrenle ilgili bu denlki ayrıntılı gercek bilgileri ortaya cıkaramaz ,sümerler nasıl olduda 4000 ila 5000 yıl öncesinde ancak teknolojik aletlerle erişebilecek bilgilere ulastılar ,yanıt cok basit düünya dışı varlıkların sayesinde ,pekii bunlara deli sacması diyenler onada yanıt cok basit bunların birkısmı işin ciddiyetinde değiller ,diğer birkısmıysa dünyayı yöneten gizli örgütlerin cıkarları gereği örtbas peşindeler

18 Ekim 08 Saat 6:22

Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz