Orhun yazıtlarında da evlilik sistemiyle ilgili bazı görüşlere rastlarız.
“ Üstte mavi gök , altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış,insanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan , İstemi Kağan oturmuş….Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İlteriş Kağan’ı annem İlbilge Hatun’u göğün tepesinden tutup yukarıya kaldırmıştır.”
Bu ifadelerde evrenin yaradılışının (kozmogoni) ilk izlerini sezdiğimiz gibi Bilge Kağan’ın babasının İlteriş , anasının İlbilge Hatun olduğunu kesinlikle öğreniyoruz.
Hunların yerini alan Göktürklerdede aile , tamamıyle karı-koca ilişkisine dayanan çekirdek aile tipidir.50 yıllık Çin tutsaklığını dile getiriken, Kül Tigin yazıtında şu ifadelerede raslarız ;
“ O zaman kul kulluk olmuştu, cariye (küng) cariyeli olmuştu, küçük kardeş (ini) büyük kardeşini (eçi) bilmesdi,oğlu( oğlı) babasını (barıg) bilmezdi. “
Bu ifadelerden , kul cariye kavramının ,Göktürklerde belirli toplumsal statüye sahip olduğunu , ancak millet, Çin yönetimine geçtikten sonra toplumsal yerlerini yitirdiği görülür. Yazıtlarda zengin bir akrabalık terminolojisi ile karşılaşılır.Bunlardan önemlileri Yagbu,Tahran, Şad, Tölis, Tarduş,Bey, Prenses vb.
“ Bars bey idi.Kağan adını biz verdik.Kız kardeşim prensesi verdik.Kendisi ihanet etti.Kağanı öldü ,milleti cariye ,kul oldu. “
Burada cariye ve kul olma , milletin düştüğü aşağı statüyü göstermek için kullanılır.Aile için istenen özellik , ve ilişkiler yazıtta oldukça açıktır ve çekirdek aile tipi gelişim söz konusudur.
Türklerde evliliklerle ilgili tarihsel nitelik taşıyan başka bir belge Oguz Kağan Destanıdır. Bu destanla ilgili tek bir yazma nüshası vardır , oda Uygurca olup, Paris milli kütüphenesinde bulunmaktadır. Bugün bu destanın ancak değişikliğe uğramış ,hikayeleşmeye yüz tutmuş, ana destandan ayrıldıktan sonra kağıda geçirilmiş bazı parçaları ile bir özetini teşkil eden rivayetleri elimizde bulundurmaktayız.Bu parçalarda en büyüğü ve önemlisi Dede Korkut kitabıdır.Bağımsız eser haline getirilmiş ikinci en önemli parça Oguz Kağan destanıdır.
Oguz Kağan destanında , Oguz’un dünyaya gelişi şu şekilde anlatılır ,
“ ….Olsun dediler.Onun Resmi budur;
Bundan sonra sevindiler.
Yine günlerden bir gün Ay Kağan’ın gözü parladı.Doğum ağrıları başladı ve bir erkek çocuk doğurdu.Bu çocuğun yüzünü gök ,ağzı ateş (gibi) gözleri ela, saçları ve kaşları kara idi.
Perilerden daha güzeldi.
Oğuz hanın babası Ay Kağandır.Türkler başlangıçta Gök Tanrı derken ,Maniheizmin girişinden sonra “ Ay Tanrı” demeye başlamışlardır.Destana M.S 840 dolaylarında Uygurların Orhun Nehri boylarında yaşarken girdiği düşünülmektedir.Bilindiği üzere eski Türklerde Gök ve Güneş birinci derece önemlidir.Mani dini coğrafya üzerinde etki gösterince Ay birinci sırayı almıştır.Şamanist olan Türk ve Moğol kavimlerinde genel olarak Güneş-Anne ve Ay-Babadan söz açılır.Destanın ayrıntıları incelendiğinde ;
Oğuz-Kağan bir yerde, Tanrıya yalvarırken,
Karanlık bastı birden, bir ışık düştü gökten,
Öyle bir ışıktı ki, parlak aydan, güneşten.
Oğuz-Kağan yürüdü, yakınına ışığın,
Gördü, oturduğunu ortasında bir kızın.
Bir ben vardı başında, ateş gibi ışığı,
Çok güzel bir kızdı bu, sanki Kutup yıldızı!.
Öyle güzel bir kız ki, gülse, gök güle durur!
Kız ağlamak istese, gök de ağlaya durur!
Oğuz kızı görünce, gitti aklı beyninden,
Kıza vuruldu birden, sevdi kızı gönülden.
Kızla gerdeğe girdi, aldı dilediğinden!
Gebe Kalmış idi kız,gün geceler doğunca.
Gözleri aydın oldu, üç oğlancık doğunca.
Gök Türklerde insan erkek , kurt ise dişidir.Destanda Türk mitolojisinin ana ilkesi değişmemiş Dişi Kurt ortadan kalkmış , onun yerine güzel bir kız oturmuştur.Oguz Han’ın destanda iki karısı vardır.
Ünlü Tarihçi Rasonyi’ ye göre Türklerin tek kadınla yaşadıklarına dair kesin deliller söz konusudur.Nitekim ,Minusinsk yöresinde yaşayan tatarların destanlarında ,en temiz tek evlilikle yaşayan kahramanlardan söz edilir.Uygurların çoğunluğu tek kadınlıdır.
Tanınmış Sinolog ve tarihçilere göre Mete ve Oğuz Kağan destanlarında görülen motif benzerlikleri , Meteden öncede Oguz Kağan destanının Türkler içinde yaşadığı görüşü hakimdir.
Çin ve Uygur kaynaklarından alınan metinlere dayanarak , buraya kadar sıralanan Aile ve evlilik sistemi hakkında bilgileri toparlarsak ; Türklerde köklü bir evlenme düzeni hakimdir. Özellikle Mete Hanın hayatı bunu açıkça ortaya koyar.Aile kutsal bir kuruluştur.Mete’nin Hatunu (Katun) Kağan gibi kutsallığa sahip ve devlet yönetiminde söz sahibi olan şahsiyettir.
Eski Türklerde , Çinlilerin aksine ne akrabalık nede ataerkil (patriyalyarkal-babalık) ailesinin bulunmaz.Rasonyi ve Gökalp bunu Şamanizme bağlar; Sha-Man ; dişi ve erkeğin uyumu ; kadının hukukça ve siyasal ,ekonomik eylemlerde erkeğe eşitliğidir.Bu durumda içten evliliği (endogamy) kökleştirmiştir.
Aynı zamanda belirli boylarda ataerkil ve dış evlenme gelenekleri vardır.Şimdiki Kırgızlarda olduğu gibi boylar arasında “karşılıklı dönür” olma gelenekleri vardır.Alınan kız erkeğin ailesidir ve kocası ölse dahi geri dönmez.Bununla ilgili üvey ana ve yenge ile evlenme kültürüne raslanır.
19 yy.’ da hayvanların hayatlarından esinlenerek ailenin ilkel gelişimini cinsel serbestliğe (Promiscuity) dayandıran kurumların (1) bugün için artık gerçekliğinin olduğunu söylemek mümkün değildir.
Kökenlerini 1865 tarihli Mc Lehnan’ın İlkel Evlilik adlı eserinden alan bu düşünce kurumuna göre başlangıçta sadece anne-cocuk ilişkisinin bulunduğu bir serbest cinsiyet (Promiscuity) vardır.Bunu birkaç erkek ile birkaç kadının ilişkilerini teşkil eden grup evlenme izlemiştir.Bundan sonra ise birkaç erkeğin tek bir kadınla bağlılığını teşkil eden Polyandry’e yönelme başlamıştır.Bu aşamadan sonra Mc Lennan güçlü erkeklerin birkaç kadın almakla aynı zamanda Polygyny’ye yöneldiklerini açıklamaktadır.Toplumdaki fazla erkeklerin öldürülmesi , köleleştirilmesi veya eş seçmeye zorlanması sonucta monogamy( tek eşlilik) denilen yüksek ahlak değerlerine sahip aile türünün doğmasına sebep olmuştur.
Engels bu sıralamalarda daha çok “grup evlenemesi” türünü ailenin evrimi için hareket noktası olarak kabul etmektedir.Bu konudaki söylemi “ Gerçekten de, bugün bile şurada burada inceleyebildiğimiz ve tarihteki varlığını mutlaka tanımak zorunda kaldığımız en eski, en ilkel aile biçimi olarak ne buluyoruz.? Grup halinde evlilik ; yani bir küme erkekle bir küme kadının birbirlerine karşılıklı şekilde sahip olduğu ve kıskançlığa çok az yer bırakan evlilik biçimi” (2). Engels , bu arada insan ile hayvan cinsel hayatı arasındaki benzerlik dönemini yansıtan bir durum dan, insanların bu aşamaya geldiklerini belirtir.
“……fakat bildiğimiz grup halinde evleneme biçimleri öylesine anlaşılmaz durumlar gösteriyorlar ki , bunlar bize cinsel ilişkilerin daha eski ve daha basit biçimlerini ve böylece en sonunda hayvanlıktan insanlığa geçişe tekabül eden , bütün kurallardan yoksun cinsel ilişki dönemini düşünmeye zorluyorlar : insanlar, hayvanlar arasındaki cinsel ilişki biçimlerini tamamen aşarak insanlığa geçmişleridir.” (3)
Morgan ‘ın bütün kurallardan mahrum ilkel cinsel ilişki durumu aslında 1861 “Ana Hukuku” adlı eserindeki görüşlerin bütünüdür.19 yy. araştırmacıları ; Bachofen,Mc Lennan, Morgan , özellikle sonuncusu Engels’i geniş ölçüde etkileyen araştırmacılardır.
Oysa günümüzde yapılan araştırmalar ve değerlendirmler adı geçen bu isimleri doğrulamamaktadır.Düşüncelerinin batı merkezli olduğunu bildiğimiz Bozkurt Güvenç dahi “ ailenin evrim teorileri bugün artık geçerliliğini yitirmiş ilk denemelerdir.Akrabalık sistemlerinin modern toplumlar içindeki yeri ve önemi üzerinde yapılmış sosyolojik araştırmalar ,beklide, bu teorinin tersinin daha doğu olabileceğini göstermiştir.Toplum aileyi değil ,aile biçimleri toplumsal değişmeyi yansıtır.” (4)
Ayrıca Marksist teoriye yakın bir varsayım “ ekonominin şekli ile farklı aile tiplerinin değiştiği “ yolundaki tezler günümüz çalışmalarında tamamen çürütülmüştür.Teoriye göre küçük çekirdek aile sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkmıştır fakat , bugün dahi sanayileşmesini yaşayamamış hala tarımla yaşamını devam ettiren az gelişmiş bir çok ülke olmasına karşın çekirdek aile modeli en yaygın aile şeklidir.
Bugün Birleşik Amerikaya ve İngiltereye bakarak teori üretmek dünya gerçeği ile örtüşmez. Batı tipi düşünce merkezinde yer alan bu iki ülkenin siyasi ve sosyolojik tarihi bellidir. Tarihi belli olan iki ülke sanayileşmesini geriye doğru izlemek , özellikle ki Amerika halkının sanayi devriminden önce İngiltereden gelen göçmenlerce oluşturulduğu bilinmektedir.Bugün Marksist teorinin iddia etmiş olduğu ; Çekirdek Aile tipi sanayi devriminin bir sonucu olduğu tarihsel bir hatadır.Tam tersine sanayi devrimi çekirdek ailenin bir başarısıdır.
(1)-(2)-(3)..F.Engels…..Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni.
(4)…Bozkurt Güvenç…İnsan ve Kültür ,Antropolojiye Giriş.
Yorum Yapın